-Babam beni mi çağırıyor?..

diye koşardı mutfağa. Annesinin misafirlerinin çörek pasta dolu tabaklarının arasından sıyrılıp... Salonda iki valiz dolusu oyuncağını talan eden çocukları sollaya sollaya... Babası şaşkın bir ifadeyle bakardı, aynı şaşkın ifadeyle sorardı babasına ''Baba, beni mi çağırdın?''. Baba sebebini anlayamadığı sert ifadesini takınarak ''Hayır!'' derdi meşhur tek kelimesiyle. Çocuğun pek az yaptığı uzun bi’ suskunluğa dek meşhur kalabilmiş tek kelimesiyle... Sonra içten içe ona kızgınlığını mutfak-balkon mesafesini koşarken unutur, sesin geldiği tarafa yönelirdi çocuk. Sonrasında hep böyle kısa mesafede unutulmadı kızgınlıklar...

''Süt! Süt!'' diye bağırıyormuş meğer sütçü amca! Evdeki tüm annelerin ''Sarkma yavrum, düşersin!'' uyarılarına rağmen sütçüyü görmek uğruna atladığı balkon pervazından aşağı süzülür, özellikle dedesinin geceleri onu usulca sallamasına bittiği balkondaki salıncağına tırmanırdı hemen, tabii misafir çocuklardan sıra gelirse... Annesine içi acıyarak, veletlerin balkon demirleri üzerinden koparıp yedikten sonra kabuklarını beyaz betona attıkları mor üzümlere bakardı. Hiç çıkabilesi lekeler gibi durmazlardı! Anne ikinci uyarısını yapardı çocuklara kibarca ve sakince temizlerdi yerleri. Düşünürdü; kimsenin annesine benzemiyordu annesi, onun güzel annesi...

İstemezdi o oyuncağını kimseyle paylaşmayı, hep annesi verirdi neyi var neyi yoksa çocuklara... Onlar kendi gibi davranmazdı ki oyuncaklara özenle!.. Neyse ki saklardı birtakım değerlileri; Barbie bebek, lahana bebek, pofuduk ayı gibi... Gizlice odasına çekilir tek tek oynardı onlarla, üstelik sırayla, narin narin... Teyzesi basarsa onu oyuncaklarıyla baş başa, kuzenlerini beğenmediğinden yakınır, basardı yaygarayı! Annesi, yazık, ne diyeceğini bilemezdi. Ya o... Nereden bilebilirdi günün birinde sahiden en yakını olacaklarını?

Teyzesi bir de annesinin dizinin dibinde oturmasına içlenirdi, ayrımcılık oluyormuş, neden bir o annesiyle otururmuş? Yirmili yaşlarda da hala annesinin dizinin dibini kollayan biri olunca teyzesi minik bir ''cız!''la içinden akıp geçerdi!.. Kimileri onu savunurdu “Sakince oturuyor çocuk, annesine zararı da yok, uslu bir çocuk o, üstü başı bile nasıl düzgün, bak, bizimkiler hiç öyle mi halbuki?''. Tabii bu durumdan ne arkadaşları ne teyzesi hoşlanırdı. Zaten teyzenin derdi de çocukluğunu yaşayamayan ve cesaretten uzak biri olacağının korkusuydu aslında... Onu çok iyi anlıyordu şimdi!..

Evet cesur ve evet çok güzel bir çocuktu ve de çok güzeldi çocukluğu ama neyse...

Zaman zaman arkadaşlarınca dışlanmamak adına üstünü kirletme çabaları olmadı değil, çamurdan tabak-çanak yapışlarına ortak olurken ya da erik veya kiraz ağacına tırmanırken gerek merdivene gerekse ağacın gövdesine tüm gövdesiyle dokunmaya çalışarak... Yine de dayısının doğayı tanıtma adına onları sürüklediği kasaba semalarındaki büyük bahçelerinden birinde diğerleri fındık toplarken o uyduruk çadırlarında beklemeyi tercih ediyordu. Yağmur çiseliyordu, n'apsaydı, ıslansa mıydı yani!?.. Bir yakının dediği gibi ''Böyle iyi.''ydi... İçinden bir ses maceraperest dayısının laf dokundurmasını beklemeden onlara bir an önce katılmasını söylese hatta emretse de yapamazdı...

Yolda yürürken toplanan yere düşmüş cevizler ve patika kenarındaki lekesi çıkmaz böğürtlenler...

Şimdi anımsadı; gece yarısı çok şirin bir buzağıyı görmek için indiği bahçede o büyük inekten nasıl süt sağıldığını da izlemişti, lezzetli sütü de zorla içirilmişti, doğru. Tanıdığı en zeki kadın, anneannesinin eline o minik civcivi tutuşturmasıyla horozu, tavukları dört bir yana koşturarak nasıl da kaçmıştı!

Sesi korku uyandırıcı diğer dayısının kocaman yarış atlarıyla ısrar kıyamet gezintilerinden sonra, ilk defa bindikleri eşek arabasında eğlence zirvedeyken kuzenlerden birinin düşüşünü izlemek pek de hoş bir anı olmamıştı doğrusu. Kuzenin iyileşmesinin akabinde ortaya dökülen kirazları, armutları, fındıkları, incirleri tüm kuzenler paylaşırken onun uzaktan bakmasına teyze yine tepki gösterirdi: ''Bekle sen, illa biri eline tutuşturacak değil m?!''.

Canım benim... Ne çabaymış ve ne değişim!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner6