banner28

“Çocuklarım!..”

Öyle seslendiğine bakmayın, kendisinin çocuğu yok, sadece bir öğretmen...

Atatürk gibi...

En çok öğretmenliği sevmiş başöğretmen de... Gel gelelim askerliği ve devlet adamlığını mecburi kılmış şartlar. Uzunca yıllar...

Gerçek liderler sadece karizmatik değiller tabii ve onlar kendi menfaatlerine olacak her şeyi hakaret sayarlar! Ondan sebep canını dişine takıp son nefesine kadar millete bir şeyler öğretmeye çalışmıştı O da! Halkı yüceltirdi seslenirken ve şefkatle dinlemesini bilirdi... En güzelleri öğretendi... Kendinden sonraki nesillere bile!

Bir harf öğretenin kırk yıl yıl kölesi olunduğu yıllar tabii... Kim istemez ki! Tabii bir de gönül işi, aşka yürek gerekti!..

Çocuk olmanın cepheye gitmek olduğu zamanlar, sadece düşünmesi bile içimizi yakar... Günümüzde ise pusulası şaşmış, şirazesi kaymış her şeyin! O zaman ülkeyi kurtaranlar kimdi, şimdi gerçekten kim canı pahasına yeşil vatan için çalışıyor ; aslında kime hürmet var, karışmış!.. Yeşil vatan demek de şu an abesle iştigal gerçi! Yine cayır cayır yandı canım yurdum! Dert bitmiyor ki canına yandığım memleketimde!

Ne diyordum?.. Ne doktora kıymet var ne askere ne öğretmene... Liste uzar!.. Canın bile kıymeti yok ki! Her gün ölen ölene! Pardon, öldürülen mi demeliydim?!.. Ah kadınlar ve çocuklar!.. Önden buyuracaktınız fakat güzel günler görmek, motorları maviliklere sürmek için...

Kabus göreceğini bile bile uyumak gibi bizimki, yine de uyanmaktan korkmak biraz da... Karabasan gibi çöktü üzerimize, nefes bile alamıyoruz belki de... Ama güneş illaki doğuyor, perdeler de açılır , bulutlar da kalkar elbet ama çok geç olmasa bari... Virüsler diyorum canım işte... Filmleri aratmayacak doğa olayları kapımızda tabii ama kimin umurunda ki amaan (!)

Çocuklarım!

Siz boş verin şimdi bunları... Belli ki dünyada kötülük hüküm sürmüş iyiden iyiye... Yani düşünün, hissedin elbette, yaşayın, görün lakin umuttu yaşatan insanı ya hani, işte siz de umudunuzu kaybetmeyin! Muhtaç olduğunuz kudreti de mal mülkte aramayın, yerini biliyorsunuz...

Sarılmak... Ah okulun ilk günü eteklerime yapışan, kollarımı kocaman sardığım, elleri saçlarımda dolaşan minik yavrularım ya da kocaman olan evlatlarım! Bugünlerde sarılmak yok elbet, n’olmuş yani!? Fotoğraflara bakıp güleriz biz de... Yine sene başı oyunumuzdaki gibi tek şaşırmamız gülümsemek mi kahkaha atmak mı olsun!

Hatırlayın, biriciğiz! Sağ yanımızla sol tarafımız bile aynı değil ki başkasıyla nasıl çok benzer olalım?! Şu, parmak izi gibi yürüyüşlerimizin bile yegane oluşu meselesi... Kıymetini bilip kendimizi gerçekleştirmek olacak varımız yoğumuz! Bugün okullar uzaktan açılır, yarın ne olacağı size bağlı... Siz neyi seçiyorsunuz?

Nasıldı sevgi sözleşmemiz? Kalple imzalanan, mührü silinmez, sevmeyi bildikçe ışıldayan izlerdi, hayata bıraktığımız...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner6