banner28

‘SAKARYA’YA KIRGINIZ’

ÖZEL HABER-ANIL ÜSTÜN

ONURLU YAŞAM

Türkiye Muharip Gaziler Derneği Sakarya Şube Başkanı Kıbrıs Gazisi Erol Demir, “Ben Kıbrıs gazisiyim. Kıbrıs Barış Harekatı’na katıldım. Katıldıktan sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından bana gazilik unvanı verildi. Bununla birlikte onurlu bir şekilde yaşıyorum. Şu anda da dernek başkanlığı yapmaktayım. Kıbrıs’ta başımızdan belli başlı unutamayacağımız olaylar geçti. Savaşın en kızgın zamanı, günlerden 22 Temmuz 1974, 40 derece sıcaklık var üzerimizde biz bekliyorduk. O esnada bir havan mermisi geldi. Havan mermisi gelince, Salih Kabuksuz diye bir arkadaşım vardı. Salih’in acıyla inleme sesini duyduk. Bir baktık ki dizinden aşağısı paramparça olmuş vaziyetteydi. Komutanımız durumu fark etti. Biz de sıhhiyecileri çağırdık. Fakat tepemizde öyle bir sıcak vardı ki, arkadaşımızın bacağından damlayan kan yere düşmesiyle kaynamaya başlıyordu. Çok ağır yaralanmıştı. Biz o anın telaşı ile bağırırken, komutanımızın gözleri yaşarmıştı. Salih bize dönüp baktı, gözleri o anda yeşilimsi bir renk aldı, ‘Niye ağlıyorsunuz ki komutanım?’ dedi. ‘Bizi annemiz bu günler için doğurdu. Ben eğer ölürsem şehit, yaşarsam gaziyim’ dedi ve orada şehit oldu. Bu olay bizi çok derinden üzmüştü” dedi.

KORKMAYACAĞIMIZI BİLİYORLARDI

Demir, “Hüzünlü olayların yanı sıra, komik şeyler de yaşıyorduk tabii. Kıbrıs’ta o dönemler susuzluk vardı. Komutanımızdan aldığımız talimat gereği kuyulardan su içemiyorduk. Bunun sebebi Rum Askerleri tarafından kuyuların zehirlenmiş olmasıydı. Bizler de su ihtiyacımızı o zamanki portakal bahçelerinden portakal yiyerek gideriyorduk. Bir arkadaşımızla devriye gezerken, bir akarsu bulduk. Mataralarımızı çıkarttık ve doldurmaya başladık, bu esnada bazı sesler duyduk. Bir baktık etrafımızda 10-15 kişi Rum askeri bize bir şeyler söylüyorlar. Silahlarını bize doğrulttular ve teslim olmamızı istediler. Biz de yapacak hiç bir şeyimiz olmadığından silahlarımızı bıraktık. Fakat elimizde mataralarımız vardı. Mataralarımızla beraber ellerimizi kaldırdık. Ellerimizi kaldırmamızla karşımızdaki düşman askerlerin hepsi silahlarını bıraktılar ve teslim oldular. Fark ettik ki bizim elimizdeki mataraları onlar el bombası zannetmişler. Türk askerinin hiçbir şeyden korkmayacağını çok iyi biliyorlardı. Bunlar hem kendilerini, hem de bizi öldürecek diye düşünmüşler. Biz ölmektense teslim olalım demişler” dedi.

SAKARYA’YI TEMSİL EDİYORUZ

Demir, “Gazilik tarif edilemeyecek bir unvan. Herkese nasip olmayacak bir duygu. Şehitlikten sonra ikinci mertebe gaziliktir. Onurla, gururla taşıyoruz. Türkiye’de ne yazık ki gazilere verilen değer yeterli değil. Şu anda gaziler arasında çok büyük ayrımlar yapılıyor. Muharip gazilerini bile ikiye ayırdılar. Sosyal güvencesi olanlar ve olmayanlar olarak ikiye ayrıldık. Sosyal güvencesi olana askeri ücret nezihinde, sosyal güvencesi olmayana da belli bir ücretle “şeref” unvanı adı altında yardım yapılıyor. Lakin zamanında savaşa giderken kimseye ‘Senin sosyal güvencen var mı, yok mu?’ diye sorulmadı. Ama şimdi bizlerin arasında çok büyük ayrımlar yaptılar. Bu bizleri üzüyor. Milletvekillerimiz de dahil bir kere bile ziyarette bulunan olmadı. Basından gördüğümüz kadarıyla diğer illerdeki gerek milletvekilleri olsun, bürokratlar olsun en az 15 günde bir dernekleri ziyaret ediyorlar. Sakarya’da maalesef bizler ziyaret edilmiyoruz. En sonunda bir milletvekilimiz çıkıp, “Sakarya’da böyle bir dernek mi var?” dedi. Mecliste verilen sözler hiçbir şekilde yerine getirilmedi. Bazı konularda söz verildiği halde, meclis sonrasında bizi telefonla arayıp ‘Maddi olarak çok zorlar, ben vazgeçtim’ şeklinde konuştu. Bizler Sakarya’nın gazileriyiz, Sakarya’yı temsil ediyoruz. Fakat görmezden geliniyoruz” dedi.

GAZİLER UNUTULDU

Demir, “Bu sene yapamadık, ama geçen sene iki dernek olarak, Sakarya’da bir sene boyunca okulları ziyaret ederek okullarda ‘Şehitlik nedir? Gazilik nedir? Vatan sevgisi nedir?’ sorularının yanıtlarını öğrencilere vermeye çalıştık. Çocuklar tarihimizi bilmiyorlar. Gazi nedir, bilmiyorlar. Gazi denince çocukların aklına 15 Temmuz gazisi geliyor. Ama sorsak Atatürk’ü bilmiyorlar. Sosyal medyada her gün neler çıkıyor görüyoruz, çok utanç verici. Önceden Atatürk’e dil uzatanlar tutuklanırdı. Şimdi baktığımızda Atatürk için kim kötü konuşsa yüksek mertebelerde. Bize değer vermiyorlar, fazla üzgün, fazla kırgınız. Allah’a şükür kimseye muhtaç değiliz. Biz sadece bizleri ziyaret etsinler bir halimizi sorsunlar istiyoruz” dedi.

ONUR VE GURUR VERİCİ

Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Sakarya Şube Başkanı Gazi Mustafa Çolak, “1990 yılında Tunceli- Nazimiye’de teröristler ile girilen silahlı çatışmada yaralandım. 2 buçuk yıl GATA’da felçli olarak tedavi gördüm. Daha sonra yavaş yavaş fizik tedavi yardımıyla yürümeye başladım. Gazilik, onur ve gurur verici bir duygu. Herkese nasip olmayan bir duygu bu. Allah’ın takdiri ile bizlere nasip oldu. Biz öyle zamanlarda öyle yerlerde hiç yara almadan teröristler ile çatışmalara girdik ve çıktık. Demek ki o zamanlar nasip değilmiş. Daha sonraki operasyonlarda gazilik mertebesine ulaştık. Demek ki bize o zaman nasip oldu ve bu unvanı aldık” dedi.

‘SAKARYA’YA KIRGINIZ’

Çolak, “Ülkemizde gazilerimize verilen değer çok güzel. Fakat Sakarya’mız adına bu değer yok denecek kadar az. Sakarya Şubesi olarak bize değil devlet yetkililerine ve Sakarya’yı idare edenlere sormak gerekiyor. Maalesef sadece Gaziler Günü olduğu zaman hatırlanıyoruz. Bu konuda Sakarya halkına bir kırgınlığımız var. Biz burada şehit yakınlarının ve gazilerimizin her türlü sorunları ile ilgilenmek için sabah 9, akşam 5 saatleri arasında burada görev yapıyoruz. Pandemi dolayısıyla şehit yakınlarımızı ziyaret edemiyoruz. Fakat telefon görüşmesi yaparak, ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyoruz. Bir ihtiyacımız yok. Hiçbir şeyi karşılık bekleyerek yapmadık ve yapmıyoruz. Fakat bize yapılabilecek bir ziyaret, ziyaret edilemezse bile edilecek bir telefon unutulmadığımızı gösterecek ve bizi mutlu edecektir” dedi.

İlgili Galeriler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner6