DURUM ÇOK VAHİM!

ÖZEL HABER -NAZİLE AKARSU

KAĞIT ÜZERİNDE İSTİHDAM

Türk-İş İl Temsilcisi Cemal Yaman, yeni istihdam tasarısıyla kağıt üzerinde istihdam sağlanacağını ve işçinin birçok hakkının gasp edileceğini söyledi.  Yaman, “Tasarı, ‘Bir işyeri ayda dokuz gün çalıştırmış olduğu 25 yaş altı bir işçiye sigorta primi ödemeyecek’ diyor. Kime destek? Patrona destek… İşçinin 9 gün çalışması emekliliğe de sayılmıyor. Patron bir ayda 3 kişiyi 9’ar gün çalıştıracak ve hiç sigorta primi ödemeyecek. Bu 3 kişi çalışmış olacak, kağıt üzerinde istihdam artmış olacak. İşsizlik aşağıya çekilmiş olacak, ama o işçi 9 günlük maaşla nasıl geçinecek? Çalıştığı gün sayıları emekliliğine de sayılmayacak” diye belirtti.

‘ÇOK VAHİM BİR DURUM’

Tasarıda, benzer bir şekilde 50 yaş üzerindeki çalışalar için de sözleşmeli iş modeli önerildiğini söyleyen Yaman, “Çok vahim bir durum bu. Bu şekilde işe girerseniz priminiz ödenmeyecek, emeklilik hakkınız olmayacak. Patron bu kadar kolaylık ve menfaat varken aylık bir işçi çalıştırır mı? Çalıştırmaz. Bu da kıdem tazminatının rafa kaldırılması demektir. Bu ülkeyi yönetenlerin kendilerini çek etmesi lazım. Her geçen gün insanlar fakirleşiyor. Orta sınıf yok oluyor. Türkiye her geçen gün karma karışık, çok çeşitli çalışma ortamına gidiyor” ifadelerini kullandı.

‘AĞLAMAYAN YOK’

Yaman, “İşten çıkarmalarla ilgili karar alınmamış olsaydı, 2 milyon insan işten çıkarılacaktı ve yasa gereği patron kıdem tazminatı, ihbar tazminatı vermek zorunda kalacaktı. İşçi çıkarmama yasağı patrona yaradı. Pandemi sürecinde çalışma hayatında esnaf, işçi, patron ağlıyor. Ağlamayan yok. Bu kadar olumsuzluğu olumlu anlatmanın da bir anlamı yok. Çünkü yaşayan bilir. Biz bu ülkenin, hükümetin düşmanı değiliz. Ülkemizde çok problemler var. Biz sendika olarak elbette bunları söyleyeceğiz. Biz asgari ücretin yok olduğunu, eridiğini söylerken; kısa çalışma ödeneğiyle işçiye verilen bin 169 TL ile insanlara ‘geçinin demek’ çok abesle iştigal bir durum. Kısa çalışmaya tabi olan iş yerlerindeki tüm işçilerin maaşlarını İŞKUR ödüyor. Nereden ödüyor? Bizim yıllardan beri işsizlik sigortasında biriken, işçilerin maaşlarından kesilen aidatlarla ödeniyor. Burada kendi paramızı patrona kullandırıyoruz” dedi.

‘İŞÇİ KARNINI DOYURAMIYOR’

Eski dönemlerde çalışan bir işçinin aldığı maaşla ailesini rahatça geçindirebildiğini, sosyal ihtiyaçlarını karşılayabildiğini söyleyen Yaman, “Eskiden işçinin kurduğu kooperatifler vardı. İşçi cebinde kalan parayla bu kooperatiflere yatırım yapabiliyordu. Günümüzde bırakın yatırım yapmayı işçi karnını zor doyuruyor.  İşçinin gücünün düştüğü bu ortamda kıdem tazminatı da yok oldu. 1980 yılında yaşanan darbe ile işçinin haklarının çoğu budandı. En önemlisi de kıdem tazminatına sınır konuldu. İstediğiniz kadar yüksek maaş alın, 7 bin 100 TL sınırını geçemezsiniz. Bunu 25 yılla çarptığımız zaman 160-170 bin TL para ediyor. Eskiden kıdem tazminatı alan bir işçi ev alabiliyordu, araba alıyordu, çocuğunun düğününü yapabiliyordu. Şimdi bir tane oda anca alabilir” ifadelerini kullandı.

“BÜYÜK SIKINTI VAR”

Cemal Yaman, “Çalışma hayatı çok büyük sıkıntılar içinde. Özellikle işçi kesimi… Bir taraftan işçinin alın terinin karşılığı verilmiyor, bir taraftan dolar artıyor. Dolayısıyla piyasa buna göre şekilleniyor. İşçinin alım gücü her geçen gün aşağıya düşüyor. Eskiden  50 TL ile pazaryerine girdiğiniz zaman çoğu şeyi alabiliyordunuz. O zaman 50 TL’ye aldıklarınızı şimdi 200-300 TL’ye alabiliyorsunuz. 2002-2003 yılında asgari ücretle çalışan bir işçi 14 tane çeyrek altın alabiliyordu; ama şimdi 3 tane altın zor alabiliyor.   TÜİK maalesef Türkiye’deki enflasyon verilerini doğru açıklamıyor. TÜİK’in verileri artık insanlara güven vermiyor. Bu devlet ve ülke adına çok büyük bir handikap” ifadelerini kullandı.

FABRİKALARDA KORONAVİRÜS

Röportajımızın son bölümünde fabrikalardaki koronavirüs vakalarına da değinen Cemal Yaman, “Koronavirüs Mart ayından itibaren Türkiye’yi etkisi altına aldı. Bu virüs o kadar tehlikeli ve bulaşıcı ki kişi seçmiyor, herkese bulaşabiliyor.  Kalabalığın olduğu her yer virüs için hedef. Dolayısıyla fabrikalarda çalışma şekillerine göre bazı işçiler çok yakın temaslı çalışabiliyor. Burada sendikanın da önemi artıyor. Örneğin daha millet maske peşindeyken Vagon Fabrikası’nda günde iki defa gerekirse maske dağıtılıyordu.  Ayrıca fabrikalar ikiye bölünmek suretiyle bir grup çalıştı, bir grup dinlendi. Ancak bant sistemiyle çalışan iş yerlerinde pozitif vakanın fazla olduğunu ben de üzülerek takip ediyorum. Bu fabrikaların çoğuna bakıldığı zaman sendika yok. Sendika olmayınca fabrikalar biraz daha az denetleniyor. Sendikanın görevi sadece ekonomik ve sosyal hakları korumak değil, çalışanların sağlığını koruma görevi de var” dedi.

İlgili Galeriler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner6