Zaman zaman kitap okuma oranları üzerine anketler, araştırmalar yayımlanır ve genelde ortaya çıkan rakamlar bizi umutsuzluğa sevk ediyor. Türkiye dünya sıralamasında 86. Sırada. Okuma oranı neredeyse binde bir.

Araştırmalara göre Fransa’da kişi başına yıllık okunan kitap sayısı 7, Japonya’da 25 iken Türkiye’de 1 kitap başına 12bin 89 kişi düşüyor. Hindistan’da haftada okumaya ayrılan süre 10 saat 42 dakika iken Türkiye’de 5 dakika 54 saniye. Buna karşın televizyon izlemeye günlük 6, internette gezinmeye 3 saat süre harcanıyor.

Bu araştırmada okuma süresine internet de dâhil edilmiş. Sadece kitap temel alınınca sonuç daha da kötü çıkıyor. Türkiye bu konuda yoksul Afrika ülkeleriyle aynı kategoride. Kitap, ihtiyaç listelerinde 235. Sırada yer alıyor.

Bu hayat pahalılığında kitaba kim para verecek diyenler olabilir. Fakat Türkiye’de birçok kütüphane var ve birçok sahaf okuyup geri getirmek kaydıyla kitap verebiliyor.

Türkiye'de 2018 yılı itibarı ile 1 milli, 1146 halk,564 üniversite ve 26 bin 415 örgün ve yaygın eğitim kurumunda olmak üzere toplamda 28 bin 126 kütüphane faaliyet gösteriyor. Türkiye’de toplam 30 bine yakın kütüphanede okunmayı bekleyen 64 milyon496 bin761 kitap var. Bunlardan kimse para istemiyor.

Okumayan toplumun geleceği ön görülemez. Okumayan toplum geçmişini de bilemez. Bu durum gençler için aslında bir alarm.

Kitap okumanın faydaları aslında saymakla bitmez. Küçük yaşta çocuklara kitap okuma alışkanlığı edindirirsek düşünme ve hayal gücü genişler ve büyür. Örneğin sınavlardaki çoğu soruyu hızlı okur buda çocuklar hapsettiğimiz ve t gibi yarıştırdığımız sınavlarda öne geçirir.

Kitaplar bizim için birer dosttur aslında bizleri gitmediğimiz ülkelere hayal bile edemeyeceğimiz diyarlara götürür. Bize kızmazlar, küsmezler kitaplar bize çok şey katarlar biz onlara bir şey katmasak bile.

Evet, bu dönemde kitap okumak çok kolay değil bunu anlıyorum. Bir yandan gelen bildirimler, öte yandan sürekli aklımızı kurcalayan Twitter, Instagram gönderileri, yani hayatı kaçırıyormuş hissi bir kitaba odaklanmamızı zorlaştırıyor. Günler süren okuma çabaları da bir yerde pes etmemize sebep oluyor ve kitaplığımız yarıda bıraktığımız kitaplarla dolup taşıyor.

Özellikle son günlerde sürekli evde vakit geçirdiğimiz ve acil ihtiyaçlar dışında ev dışına çıkmadığımız için kendimize ayırabileceğimiz zaman arttı. Lütfen bu günleri değerlendirelim bakın ufkunuzun ne kadar genişlediğini, aslında kitapların ne kadar önemli ve değerli olduğunu anlayacaksınız.

Son olarak Descartes’in bir sözünü hatırlayalım.

“En iyi kitapların okunması, geçmiş yüzyılların en büyük insanlarıyla konuşmak gibidir”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner6