Mandalina Bahçesi, Gürcü yönetmen Zaza Urushadze tarafından yazılmış 90’larda yaşanan Gürcü-Abhaz savaşının ortasında nefrete karşı sevginin kazandığı, bir köyde korunmaya çalışılan insanlık değerlerinin öyküsü. 87. Akademi Ödülleri’nde Estonya’nın Yabancı Dilde En İyi Film kategorisinde aday gösterilen filmi Tangerines, hem kurgusu, hem karakterleri hem de müzikleriyle izleyenlerin beğenisini kazandı.

Kısaca konusundan bahsetmek gerekirse, Yönetmen Zaza Urushadze’nin Mandalina Bahçesi filmi hümanist bir film olmakla birlikte, savaşın verdiği zararları, kaybolan yaşamları ve savaşın gereksizliğini en naif ve güzel biçimde dramatize ederek bize aktarıyor.

Abhazya’daki Eston köyleri 19. Yüzyılın sonlarında kurulmuşlardır. 1992 yılında yaşanan Eski Sovyet ülkeleri Abhazya ve Gürcistan arasındaki savaş, bölgedeki Estonyalıların yaşamını altüst etmiştir. Çoğu Estonyalı memleketine dönmeye karar vermiş ve Eston köyleri terkedilmiştir. Gürcü-Abhaz savaşının başlamasının ardından bölgeyi terk etmeyen iki Estonyalı köylü köyde kalan son iki kişi olarak geçimlerini mandalina bahçelerindeki hasada bağlamışlardır. Çatışmanın adım adım köylerine yaklaştığının farkında olan Margus’un kalan mandalinaları Ivo ile birlikte var gücüyle toplayarak Estonya’ya dönebilme telaşındadır. Ivo ise bu toprakları terk etmeyi düşünmemektedir. O, bu topraklarda doğmuş ve yıllarca ailesiyle burada yaşamış topraklarına bağlı biridir. Savaşın tam ortasında var olmasına rağmen savaşın bir tarafı değildir tüm bunlara rağmen hoşgörü, empati, duyarlılık gibi değerlerini korumayı başarmış bir karakterdir. Margus’un “Bu savaş narenciye savaşı, savaşın sonunda hangi tarafın mandalina bahçemi alacağına karar verilecek” demesi savaşın yalnızca tarafları değil savaşla ilgisi olmayan insanları da etkilediğinin göstergesidir.

Mandalina Bahçesi bir savaş filmi değil. Savaşın güzel olan her şey gibi insanlığı da öldürdüğü bir ortamda sakin, sevgi dolu, iyi kurgulanmış ve yer yer de gülümseten bir insanlık öyküsü. Dini, etnik ve milliyetçi nefretin her yeri kapladığı bir ortamda bir barış ve insanlık çağrısı aslında. Savaşın anlamsızlığına ve insanlığa dair güçlü bir çağrı. Karışık bir durumun saçmalığını ortaya serebilmek için ya durum karikatürize edilmeli ya da minyatür hale getirilmelidir. İşte Mandalina Bahçesi’nde Gürcü-Abhaz savaşını alıp bir evin içinde minyatür bir savaş haline getirip bize sunuyor. Dinsel ve milliyetçi bir nefret ile başlayan süreç, iyi bir kurgu ve zekice –az ama öz- yazılmış diyaloglar ile bir insanlık öyküsüne dönüşüyor.

Mandalina Bahçesi düşük bütçesine karşın kocaman bir “kalbi” olan ve bize “insanlığımızı” hatırlatan bir filmdir. Bölgesel bir savaştan ve küçücük bir köyden yola çıkarak evrensel bir olayı sakin bir şekilde bize anlatan “bir insanlık öyküsü”. Fırsat bulursanız mutlaka izlemenizi önerir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner6