AVRUPA ÇÖKÜŞTE

Fransa, imparatorluk ve cumhuriyet dönemleri boyunca yaklaşık beş asır boyunca hem klasik hem de modern çağın en azgın sömürgeci ülkelerinden biri olarak bilinmektedir. Amerika kıtasından Afrika kıtasına, oradan Vietnam'a  kadar kanını emmediği bir coğrafya bırakmamıştır.

Ancak en kanlı ve vahşi sömürgecilik yöntemlerini uyguladığı  yer Afrika kıtası olmuştur. Fransa, Afrika'yı kendisine nemalandığı, kan emdiği bir bölge olarak seçmiştir. Gerek hammadde temini, gerekse de köle ticareti ile elde ettiği sermaye birikimi yolu ile kendi refahı için kıtanın büyük bir bölümüne adeta çökmüştür.

Orta Afrika ve Kuzey Afrika ülkelerinden (Fas, Cezayir, Tunus) getirdiği köleler Maribiler ve Barbariler Fransa'da yaşayan bir topluluk oluşturmuştur. Fakat bu topluluğun geçmişten gelen intikam ve kin duyguları geçmemiş, sadece kabuk tutmuştur.

Geçtiğimiz günlerde kabuk tutan yarayı kanatan Fransa polisinin, Cezayirli genci öldürmesiyle intikam ateşinin kıvılcımı, Paris sokaklarını tutuşturarak adeta volkanik bir patlama halinde yanardağa dönüşmüştür.

Fransa, bu hadiseler dolayısıyla dünyanın gözünde itibarını kaybeden ülke olmaya başlamıştır. Avrupa'nın merkezi olarak kabul edilen; kültür, mimari ve sanat şehri ünvanı ile marka olarak gösterilen Fransa, ektiğini biçmektedir.

"Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner!"
Alenen PKK'ya desteğini esirgemeyen, kendisini marka ve kültür ülkesi olarak takındığı maskenin altındaki, kanlı yüzünün bedelini ödemektedir.

Bumerang etkisiyle diğer ülkelere de rüzgarı yayılan kaosun etkilerini ilerleyen zamanlarda görüyor olacağız. Hollanda, İsveç ve İsviçre de bu kaos kabusunu yaşamaktadır.
Sessizliğini koruyan İngiltere ise, İskoçlar ve İrlandalılar tarafından derinlerde durmakta olan öfkenin, kargaşa halinde yüzeye çıkmasından çekinmektedir.

Sıranın kendilerine geleceğini düşünen Almanya ve İsrail Başbakanları, kıta ölçeğinde yayılma eğilimi gösteren bu öfkenin kendi ülkelerine de sıçramasından endişe duyarak, durumu kontrol altında tutabilececekleri bazı açıklamalarda bulunmuşlardır.

Fransa'da patlak veren isyan ateşinin fitilini, Fransız polisinin 27 Haziran'da Nanterre'de, içinde üç kişinin bulunduğu bir araca ateş açması ve 17 yaşındaki Nael M. adlı sürücüyü öldürmesi ile tutuşturmuş oldu.

Nael'in ölümüne tepki gösterenler, ülke genelinde farklı kentlerde sokağa çıkarak polisle çatışmıştır.
Genci öldüren polis açığa alınmış ve tutuklu olarak yargılanmasına karar verilmişti.

Ayrıca Paris, Marsilya, Lyon dahil birçok kentte düzenlenen protestolarda talan ve yağmalama olayları yaşanmış, 10 kadar kentte saat 21.00'dan itibaren sokağa çıkma yasağı ilan edilmişti.

Sosyal medyada Fransa'da protestocuların hayvanat bahçesindeki hayvanları serbest bırakmaya başlaması ise büyük korkuya neden oldu. Hayvanları serbest bırakan göstericiler, o anları kayıt altına aldı. Görüntülerde Paris sokaklarında 3 aslan, 1 fil, maymun ve birkaç zebranın sokakta başı boş gezdiği görüldü.

Fransa'da 17 yaşındaki Nael M'nin polisin açtığı ateş sonucu 27 Haziran'da hayatını kaybetmesinin ardından patlak veren ve devam eden sokak olayları, Belçika'nın ardından İsviçre'ye de yayıldı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Fransa'daki sokak olaylarını "antisemitizm gösterileri" şeklinde nitelendirerek Paris yönetimine desteğini açıkladı.

Almanya Federal Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Michael Roth, Fransa'da istikrarının tehlikede olduğunu belirtti.
"Buna asla müsamaha gösterilmemeli. Birbirimizle daha fazla konuşmalı, çok geç olmadan birlikte çözüm aramalıyız." değerlendirmesinde bulundu.

Hristiyan Demokrat Parti (CDU) Genel Başkan Yardımcısı Andreas Jung da şiddetin patlak vermesinin nedenini toplumsal bölünmede gördüğünü belirterek, "İyi bir ekonomik gelişmeye rağmen, Fransa derin şekilde bölünmüş bir ülke. Birçok genç Fransız kendini geride bırakılmış hissediyor ve geleceğe dair korkuları  var." dedi.

Gelişen bu süreç üzerinden ülkemizde de benzer senaryoları devreye sokmak isteyen çevrelerin sinsi ve zehirli dilleri hemen çalışmaya başlamış ise de, Başsavcılık, son günlerde Fransa'da meydana gelen olaylarla ilgili benzer olayların  Türkiye'de yaşayan mülteciler açısından da oluşabileceği yönünde halkı kin ve düşmanlığa sevk ve tahrik içeren, yanıltıcı, gerçek dışı ve yanlış algı oluşturarak kamu düzenini ve kamu barışını bozmaya yönelik provokatif ve manipülasyon içeren paylaşımlara ilişkin resen soruşturma açmıştır.

Sosyal medya hesaplarının, suç ve suç unsuru bulunan paylaşım, açıklama ve yayın yapan şüphelilerin tespiti için emniyete müzekkere yazılarak, sorumlular hakkında kanuni işlemler başlatılmıştır.

Sonuç olarak, sömürge ülke insanları sözde sahip oldukları şekli bağımsızlıklarından daha fazlasını; Batı'nın kendileri üzerinden elde etmiş oldukları iktisadi ve sosyal refahtan paylarına düşeni istemektedirler.

Son bir hafta boyunca yaşananlar, taşları yerinden oynatmış; geleceğin dünyasını  yeni baştan biçimlendirecek olan bir iradenin uç vermesine yol açmıştır.

Daha adil bir dünya düzeni oluşturabilme ve "Türkiye Yüzyılı" yolundaki en önemli çıkış ise: Sayın Cumhurbaşkanımızın yıllar önce gündeme getirdiği ve cesurca ifade ettiği "Dünya 5'ten büyüktür!" şiarını yaşıyoruz vesselâm.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Filiz Toklu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.