ŞAŞMAZ KANUN

Bi bakmışım hop, önüme koskoca anılar dosyasını koyuyor, "içinden canının istediği bir anıyı seç "deyip beni bana bırakıyor, kalakalıyorum öylece.Dalıp gitsem olmaz.Çok düşünmenin çok zararı olduğuna ,en hafifinden deli olunacağına dair inançların kuvvetli olduğu memleketimizde düşünmüyor gibi yapıp insanları benim için üzülmekten kurtarıyorum.Düşünen adam heykelinin bulunduğu yer malum, şöyle kuvana kuvana  oh be düşünüyorum da diyemiyorsun malesef.Halbuki düşünmek, keyifli, kıymetli şey demek için neler vermezdim.Bunun yerine düşündüklerim kıvama gelene kadar sözcüklerle oynuyorum oyalanıyorum.Onlar yazıya dönüşmeye başlayınca,işte o zaman uzaktan bakanlar için düşünen değil yazan bir manzara çizmiş olarak imajı kurtarıyorum.Böylece kimse deli olduğumu düşünmüyor, ben mutlu, insanlar mutlu.Yazı bitmiş. Düşünürken kayıtlara geçmemiş, deli damgasını yememiş,çat kapı gelmiş düşüncelerimi usulunce ağırlamış uğurlamış oluyorum.Mis.
   

Ama bu kez öyle olmadı ve belleğim bana oyun oynadı.Önüme küt diye bi anıyı koydu bıraktı, geçti gitti.Peki,tamam olur, onu yazayım dedim ve iştahlı iştahlı yazmaya koyuldum ama iyi de neden bayramda çocuklarla rahmetli ananemin mezarlığına gidip onu ziyaret ettiğimiz an geldi ki önce diye de düşünmeden edemedim?Hakikaten onca anlatılacak, yazılacak şeyin içinden aklıma durduk yerde niye ölüm geldi ki şimdi?"Öyledir bu işler!"diyecek kimse olmayınca hatta kimse "BU  BÖYLEDİR" kitabını hatırlatmayınca iş başa düştü de kendi kendime " hayat hep ölümle tartılıyor" çünkü deyip başladım.
    

Hayran kaldım.Evet kelimenin tam anlamıyla hayranlıktı bu. Çocuklarımın yaşlarında gidemediğim ,gitmekten korktuğum, korkutulduğum, sadece uzağından ya da yakınından geçerken "üç kulhu bi elham" okuyarak geçebilmeyi öğrendiğim mezarlıklarda, çocuklarımın attığı adımlara, konuştuğu sözlere,ettiği dualara, daldıkları uzaklara hayran kaldım.Varsın dedim içimden senin çocukluğun orada öylece kalsın sen de buradaki çocuklarınla büyüt içindeki ölümü ,ölüm denen sırlı düğümü.Hem ne geçti ki, ne değişti ki ,ölüm hala yok mu?Ölümden ayrı düşünülebilen ne var ki?Ne var ne yoksa her şey ölümle ilgili.İnsanın şu hayatta tahammül etmekte zorlandığı şeylerin başında hala ölüm ilk sırada değil mi?Aklımın içinde ,kalbimin derinlerinde yerinden hoşnut olmayan oturduğu yere sığamayan beni huzursuz eden bir şeyler kıpırdadı gibi geldi.  Böyle düşünmeye devam mı etmeliyim hakikaten? Bir liste var ve bu öğretildiği gibi hiç güncellenmeden öyle mi kalmalı yani?Öyleyse bir ses, niye çekip beni eşiğine kadar getirdi ? Neden "Bizim evde ölüm çok severek karşılanırdı ,babacığım öldüğünde de anneciğimin ardından da onları incitmeden güzel güzel, kibar kibar ,şükrede şükrede uğurlamıştık onları diyen bir  kıymetli bir kadın yüzünü zihnim alıp buldu da kalbim evimin en baş köşesine oturttu.Neden "annem öldüğünde her yerden taziye değil de  Şeb i Arus'unuz müberek olsun diye mesajlar geldi deyişine çok özendim ki?
  

Ziyaret bitti.Bizimkiler mezar taşlarının üstlerinde yazılanları okumaya çalıştılar ve  ardından hemen büyük bi merakla tarihleri...Okumakta zorlandıkları eski yazıları babalarına okuttular.Çok genç ölenlerin hikayelerini düşünüp aralarında mırıldandılar.Bir mezar taşının yanına konmuş  bir dal sigaranın sanki efkardan içilmesi unutulmuş gibi değil de ölüye armağan gibi bırakılmış olduğunu düşünüp güldüler.Bu yaşta "Kabristan" denen o ülkeye dünyadan hiçbir şeyin götürülemeyeceğini, çıkarken de bir şey alınmayacağını konuşup, sustular.

Işıklı cıvıl cıvıl hayata gölge düşüren, tatlı ağzı zehir zıkkım eden bir şey değil miydi yani artık ölüm, başka sevdiklerimizin ölülerini de görebilecek olmanın  alarm gibi sürekli bir hatırlatmayla ötüp durmasına razı mıydım yani artık ?Belleğimden gelen mesajı aldım. Belleğin bütün rafları ölüm denen gardolabın içerisinde irili ufaklı, dar geniş sıralanmış harıl harıl kayıt yapıyor.Sebebi de belli, en çok yok saymak istediğin, en çok hatırlaman gereken şeyle aynı olunca terazinin kefelerinin ancak böyle dengede durduğunu, şaşmaz kanunu hatırlatıyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gamze Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.