VURUN ABALIYA

Yazar: İsmail Erken

Ülkemizde siyasilerin başarıları, hataları, zafiyetleri adeta bir  futbol maçı izleniyormuş  gibi izlenir. Her gelişme maç sonrası programlardaki gibi uzun uzun analiz edilir, yerilir ya da övülür. Bu durumu artık içselleştirdik ve doğal karşılıyoruz. Ziyadesiyle içlerinde çözülmesi gereken meseleleri birilerinin beklentisi veya gazıyla kamu önünde tartışılması da alışılagelinmiş bir durum oldu.

31 Mart seçimleri sonrasında AK Parti  Genel  Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz’un çevresinde yoğunlaşan tartışmalara, partisinin iç dinamiği olduğunu iddia eden isimler de odaklanmış durumda. Bu durumu da futbolda alınan skor ile açıklayacak olursak. Spiker şu an kendi kalesine gol anonsu yapıyor olurdu.

Elbette Ali İhsan Yavuz eleştirilemez veya hatasız olarak bakılamaz. Siyaset sadece kusursuzluğun değil, kırılganlığın da olduğu bir arenadır. Önemli olan bu kırılgan anlarda da partiye ve topluma olan inancı bireysel çıkarlar için değil toplumsal hedefler olarak kullanmaktır. Ali İhsan beyin de bu konudaki tavrının bildiğim kadarıyla, partisine ve liderine bağlılığı yönünde… En azından, benden daha iyi tanıyanların ifade ettiği durum böyle…

Bir yanda, yan yana yol yürüdüğünü sandıklarından gelen eleştirileri, kurnazlıkları hazmetmek zorunda olan bir Genel Başkan Yardımcısı figürü varken, diğer yanda parti içindeki ihanetlerle boğuşmak da cabası.

Ali İhsan Yavuz’un 31 Mart sonrası oluşan tablo nedeniyle, partili gibi görünüp arkadan iş çevirenlerce hedef tahtasına oturtulmasına meseleyi dava benimseyip, mücadele edenlerce sessizce izlenmesine şaşırırken, siyasetin doğasında bu da var demeden edemiyorum. Varmaya çalıştığım nokta Ali İhsan beyin avukatlığını yapmak değil. Ancak, unutulmamalı ki, bu saldırılar, sadece Ali İhsan Yavuz'u değil, aynı zamanda parti içindeki sadık tüm üyeleri ve Sakarya’nın Ankara’daki gücünü hedef alıyor.

Davasına sadakat, sadece siyasi bir söylem değil, aynı zamanda bir yaşam biçimidir. Partisinin yanında olmak, sadece zafer günlerinde ya da istediği adam aday gösterildiğinde değil, aynı zamanda zor günlerinde de var olmaktır.

Ali İhsan Yavuz’u eleştirenler ya da eleştirilere sessiz kalanlar, Ali İnci gibi aleni terse çalışanları görmezden mi geliyor? İttifak ruhundan falan bahsetmek istemiyorum. O meselede benim gündemimde yok. Ali İnci'nin, açık bir şekilde başka bir parti adayını desteklemesi, sadece parti içindeki bir bireyin tercihi gibi görünse de aslında tıpkı "ak koyun kara koyunun içinde belli olur" sözünün anlatmak istediği gibi kişisel tercihlerin partinin bütünü üzerindeki etkileri kaçınılmazdır.

Ali İnci parti rozetini hiçbir şey olmasa da kesinlikle bir şeyler olmuş gibi yakasında taşıyor.

Asıl eleştirmesi gereken, istediği olmayınca ‘görürsünüz siz’ triplerine giren herkes bir köşesine çekilmiş puslu havanın dağılmasını beklerken Ali İhsan Yavuz hedef tahtasında…

Sürekli olarak Sakarya’dan bir bakan çıkaramamanın verdiği üzüntüyü dile getirenler, Ankara’da etkin bir ismin olmadığından yakınanlar, Sakaryalı Genel Başkan Yardımcısına adete ‘vurun abalıya’ yapıyor.

Ne diyelim arkadaşlar bunca ihanet ve hainliği bir kenara bırakıp görmezden gelin.

Siz abalıya vurmaya devam edin. Nasılsa pus gittiğinde safların en önünde yine sizleri göreceğiz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Erken - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.