GÜÇ ZEHİRLENMESİ VE MACBETH

İnsanoğlu  var oldu olalı hep daha güçlü olmak istemiştir. Hükmetme ve kendisini başkalarından üstün görme dürtüsü, dışa vurmasa da her insanın içinde var olan bir şeytandır aslında.
İnsanın içindeki bu arzular sanatın her alanında işlenen bir konudur. Shakespeare’in bütün oyunlarında gücünü daha da artırmak yada korumak isteyen insanların hem çevresindekiler ile hem de kendi içindeki şeytanla çatışmasını görürüz.
“Macbeth” de bu oyunlardan biri. İlk kez 1606 yılında İngiltere’de sahnelenen oyun o günden beri hemen hemen dünyanın bütün ülkelerinde farklı tiyatro gurupları tarafından sahneye konmuştur. Farklı dönemlerde değişen şartlara uygun olarak Shakespeare’nin orijinal metninin farklı yorumları ve uyarlamaları yapılmıştır.
Günümüzde yapılan Macbeth uyarlamalarından biri de Doç. Dr. Özlem BELKIS imzasını taşıyor.  İstanbul’da yaşayan tiyatro severler. Barış Erdenek’in Eskişehir  Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosunda sahneye koyduğu bu oyunu “2. Uluslararası Kadın Yazarlar Tiyatro Festivali” kapsamında izleme şansı buldular.
Oyun, gücü elde etmek ve bunun da ötesinde gücü elde tutmak pahasına ödenen bedelleri ve yakıcı sonuçlarını farklı bir anlatım biçimi ile ele alıyor.
Özlem Belkıs Macbeth’e çağdaş bir yorum getirmiş. Hikaye her ne  kadar 1000 yıl öncesine ait tarihi bir durumu işlese de “güç zehirlenmesi” temasının her zaman güncelliğini koruduğu bir gerçek. Yönetmen Barış Erdenek bu gerçeğin bilinciyle Özlem Belkıs’ın uyarlamasını günümüz gerçeklerini yadsımayan modern bir anlayışla sahnelemiş.
Oyunda görsel etkiyi artırmak için müzik ve dans insanın zihnini yoracak kadar etkili kullanılmış. Dans deyince slow müzikler eşliğinde yapılan salon dansları gelmesin aklınıza. Karakterlerin içindeki kasveti dışa vuran modern yorumlama vurgulamak istediğim. Müzikler de öyle. Bazen bir çığlık kimi zaman da bir uğultu duyar  gibi oluyorsunuz.
Oyunun ritmi de alışık olduğumuz Shakespeare yorumlamalarının dinginliğinden oldukça farklı. Hızlı bir ritimle seyirci sahnedeki kaotik ortamın bir parçası oluveriyor. Seyirciyi bu kaotik ortama çekmek için kullanılan ışıkları da çok beğendiğimi söylemeliyim.
Bir kahraman olan Macbeht’in kendisini onurlandırmak için bahşedilen unvanlarla yetinmeyip daha fazla güç elde etmek için içindeki şeytanın sesini dinlemeye başlamışı aslında kendi trajik sonunu hazırlamaktadır. Oyunun içeriğini ve sonunu hemen hemen tüm seyircilerin bildiği gerçeğini yadsımayan Yönetmen Barış Erdenek sahnelemedeki ustalığı ile mesajları güçlendirmiş.
Oyun için hazırlanan dekoru çok başarılı buldum. Yönetmen ne düşündü bilmem ama sahneyi bir örümcek ağı gibi saran çelik kafesler insanın zihnini esir alan bir hapishane gibi geldi bana. Dekorun rengi ve tasarımı oyunun yaydığı kaotik duyguyu daha da kuvvetlendirirken bizler “güç zehirlenmesini” sorgular olduk.
Oyun sonundaki söyleşide Özlem Belkıs’ın “günümüzün Macbeth’i kim?” sorusuna verdiği yanıt yazarın Shakespeare’i doğru anladığının göstergesiydi bence. “Bence elinde güç olan herkes bir parça Macbeth’tir. Bir okul derneği  başkanı, bir politikacı ya da bir akadmisyen… herkes bir parça Macbeth’tir.” dedi Özlem Belkıs. Haksız da sayılmaz.
İçimizdeki Macbeht’in esiri olup kaos üretenler arasında  yer almaktansa; vicdan, bilim ve sanatı yüceltenlerin arasında olmayı tercih ederim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Özden - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.