İMDAT

Eskiden  okul; sırası, önlüğü, öğrencisi, öğretmeni olan bir yerden ibaretti. Sonra yeter ki öğrenmek isteyen olsun denilip türlü şeylerin öğrencisi olunabileceği fikri ortaya atıldı. Hakikaten de bu proje tuttu. Okulun önüne başka isimler yerleşti; aile okulu, evlilik okulu, yazarlık okulu... İlk ikisi öğrencilik yıllarımda hiç ilgimi çekmemişti de yazarlığın öğretildiği bir okulun öğrencisi olmayı daha ortaokulda gözüme kestirmiştim.

Hep merak ediyordum nasıl yazıyorlardı bu insanlar? Mesela Ahmet Mithat Efendi kendisine “yazı makinesi” dedirtecek o ünvanı nasıl  alabilmişti? İlham denilen şey nasıl bir şeydi? Bir nöbet, bir sıtma hâlinde mi geliyordu yoksa bir başlayınca devam mı ediyordu? İllaki sakin bir köşeye mi ihtiyaç vardı?.. Hitap edilen kitle nasıl belirleniyordu. Üslup konuyla nasıl bir bütün oluveriyordu. Kendini okutan, alıp sürükleyen yazının sırrı neydi?

Sürüsüne bereket sorularım vardı kafamda. Allah’tan hiç vakit kaybetmeme müsaade etmeden imdadıma üniversitenin ilk senesi hocalarım yetişti.

Madem siz geleceğin edipleri olacaksınız bu işi pirlerinden öğrenin diye bizi belirli aralıklarda kıymetli yazarlarla buluşturdular. O ay da misafirimiz Alev Hoca’ydı. Geçen haftaya kadar aramızda olan ve daha yeni rahmetli kelimesini adıyla birlikte anmaya başladığımız Alev Alatlı...

Konuşmasını bitirdi, soru faslına geçildi. Yazmak için aradığı özel koşullar olup olmadığı soruldu kendisine. Hiç tereddütsüz başladı takır takır anlatmaya. O yıllarda çıkan eserini Rusya'da kaleme almış meğer. O kadar disiplinli bir yazı çalışması varmış ki yoğunlaştığı eserin bir bölümünü yazabilmek için ve  tam bir ay boyunca evden dışarı hiç adımını atmamış. Asli ihtiyaçlarını gidermek  için her birine türlü çözümler bulmuş. Beslenme için de dışardan söylüyor ama ola ki yazarken kapı çalar da dikkati dağıIır ve planladığı şekilde yazısına devam edemez diye kapıya siparişini getiren kuryeye kapıyı çalmaması için nazikçe notlar yazıyormuş.

Geçmiş gün tabi, kelimesi kelimesine anlattığı her şey değil belki ama aklımda en net  kalan şey buydu. O güne kadar Sait Faik'in  aklına geleni  yanında bulduğu peçeteye, M. Akif'in şiirini bir kömür parçasını sivrilterek duvarlara yazdığını okumuştum ama  bir yazarın yazma serüvenini böyle canlı kanlı ağzından hiç duymamıştım.

Aradan geçmiş yirmi küsur yıl. Baktım artık herkes yazıyor hatta etraf yazar kaynıyor hem de yaş aralığı 13 ila 18. Tabiiii. Dahası da var. Bu çocukların  okuyup yazmak için rağbet ettiği yer günlük on bin kayıt alan bir yazarlık mecrası. Tabiiii. Bir de gençlikten okumuyorlar yazmıyorlar diye  şikâyet ediyorsunuz , aşk olsun size! Kitap okumayı sevmeyen, kitap deyince yüzünü ekşiten, oflayan puflayan çocuklar böyle böyle kitap okuma alışkanlığı kazanmış, hiç haberiniz yok. Vallahi ayıp!  Ellerinden kitabı bırakamıyorlarmış, kendi gözlerimle gördüm. Yok, ekran bağımlısı yok kötü şeylerle meşguller bilmem ne. Bak mis gibi kitap okuyor gençler işte!

Böylesi güzide ve müstesna bir işin yolunu açan B.A. adlı yazar da 15 yaşında başlamış bu işe. Nasıl tebrik ettim ama nasıl. Geçen röportajına denk geldim de okuma fırsatına nail oldum. Kitap yazmak onun ilk hayaliymiş. Önce o gerçek olmuş şimdi de yazdığı kitabın filmi çekilmiş, şu an gösterime giren filme gençler akın akın gidiyor diye çok mutluymuş. Dizi ve film sektörümüzün ağzını sulandıran konuların ne olduğunu az çok bilince neden böyle bir projeye olur vermelerini anlamak güç değil elbette.

Kendileri onca uzun açıklamaların sonunda minicik bir cümleye de yer vermiş Allah’tan. Sıkıntı olarak gördüğü şeyse platformun denetlenememesiymiş. Ha bir de  genç okuyucu ve yazarların yetişkinlerden destek almalarını tavsiye etmiş.

Bu.

Bu kadar.

Ben de "İmdaaaat, yardım edin! Anneler, babalar, öğretmenler, yetkililer! Yok mu bu çığlığı duyan?” deme hakkımı kullanıyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gamze Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

07

Semra - İmdat...

Nasıl oluyor, nasıl yapılıyor bilmiyorum... En çok kurulan hayallerden biridir belki yazar olmak, kitap yazmak, tanınmak, ödül almak, kitabını raflarda görmek... Bunu gerçekleştirmek öyle kolay değil tabi, ki zaten hayalini kuran bunu bilir... Yol geçmişten, senden, seninle beraber gelir... Gelirken o heybene yüklediklerinle... Kim anne karnında heybesi dolu gelir ki... Ama son zamanlarda görüyorum ki bu da ortaya çıkacak... Yol almadan heybeyi doldurmadan sadece boş heybeye sırtlanıp onunla gelenler ve bununla övünenler... Hani bir söz vardır "hayatımı anlatsam roman olur"... Sadece bu söze inanıp yazanlar... Sorun bu da değil artık... Asıl sorun bu hayatı kimler okuyacak, bu hayatta neler var ki, okuyacak kişiye ne katacak ki... İşte bu tamam olsaydı bugüne kalanlarin hayatını okumuş olurduk... Bugüne kalanlar hayatını yazmadiklari için bugüne kaldıklarını bilemediler... Çünkü ismi ölümsüzleşmek, her çağda okunmak kolay değil ve asıl budur roman asıl buna denir yazar...

Kaleminize sağlık Gamze Hocam... ?️?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 12 Şubat 10:20
06

Dr. Yasin Şahi̇n - Bu hafta da güzel bir yazı okuduk. Yerinde tespitler yapmışsınız. Kaleminize sağlık olsun.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 11 Şubat 15:25
05

H. Dursun - Hayırlı bir pazar günü diliyorum, çok önemli bir noktaya değinmişsiniz Gamze Hocam. Karşılık bulması ümidiyle ..

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 11 Şubat 13:36
04

G Yaylalaşı - İyi pazarlar, yazarların yazma serüveninden bahsetmeniz hele de Alev Alatlı, harika! Ben internet romanlarını okumadım pek de bilgim ve de ilgim yok açıkçası. Ama her şeyin yozlaştığı günümüzde bunların rağbet görmesi şaşırtıcı değil maalesef.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 11 Şubat 10:17
03

Kader Şabano - Çok gerekli bir konuya değinmişsiniz Gamze hocam. Güzel kaleminizden yine mühim mesajlar okudum. Yüreğinize sağlık

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 11 Şubat 09:13
02

Semanur - Doğru söze ne denir?

Bencede artık birileri dur demeli bu saçmalıklara

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 11 Şubat 09:11