ŞU “Z” KUŞAĞI

Sağın sağ, solun sol olduğu dönemlerde gerçek anlamda paylaşım kavgaları vardı. Bugünse sağ ve sol iç içe girmiş durumdadır. Paylaşım kavgaları şekil değiştirmiş, sadece fırsatçının çıkarına çalışır olmuştur. Eskiden halk kahramanları çıkar, zenginden alıp fakire verirlerdi. Şimdi fakirden alınıp zengine veriliyor, hem de devlet eliyle.. küresel sermaye böyle palazlandı. Onlar eliyle değişik bir sosyalizmin geleceğini iddia eden var! Ölçü olarak iş günü ve saatlerinin robotların üretime girmesiyle giderek azalması gösteriliyor. Buna koşut olarak değerler çorbası pişiriliyor farkında mısınız? Neyin ne olduğunu bilmezseniz yanlış değerler içinde olmadık limanlara demirlersiniz. Gerçi hiç fark etmez! Kimse kimsenin görüşüne katılmıyor, kendisinin doğrusunu yanlışını da tartışmıyor. Bunu “Z” kuşağının utkusu olarak gösteriyorlar.

 

Bana sorarsanız “Z” kuşağı içi boş, kof bir böbürlenmenin içindedir. Hele ülkemiz gençliğine bir bakın! Ne görüyorsunuz? Yarınlardan umudunuzu kesmenizi istemem. Görünen köy de kılavuz istemez bilirsiniz.

 

Neden böyle? Çünkü Türkiye Cumhuriyetinin ana eğitimi liselerde eskiden olduğu gibi aynı ağırlıkta Türkçe, felsefe, mantık, matematik, sosyoloji, biyoloji okutulmuyor. Çocuklar bilgiyi edinmekten çok, zamana karşı yarıştırılıyor, yarış atları gibi koşturuluyorlar. Dilini doğru dürüst konuşamayan, konuyu anlamayan çok genç var. Bu yıl üniversite sınavlarında 40 matematik sorusunu çözen sadece 4 kişi. Matematik sorusunu hiç cevaplamayan 90.000 kişi. Eğitime bu kadar boş verildiği görülmemiştir. Bu boş alanı internet dolduruyor ne yazık ki. İnternet kültürüyle nereye varılabilir? Bilgi yarışmalarını lütfen bir izleyin! Sadece öğrenciler değil, akademik mesleği eğitimci olan doçentler, doktorlar bile ilk turdaki kolay sorularda, üstelik joker haklarını bitirerek elendiler, eleniyorlar. Okumuş cahiller giderek artıyor farkında mısınız? Sadece cahil olmakla kalsalar gene iyi; birçoğu aynı zamanda duygu ve utanma yoksunu, neredeyse tamamı aşırı öz güvenli, aşırı bencil. Kendilerini yeterince gelişmiş, tüm deneyimsizliklerine rağmen artık olmuş görüyorlar. Onun için her şeyin en iyisini, en fazlasını hemen istiyorlar. Fakat sorumluluktan kaçıyorlar. Çünkü sorumluluk pek keyif verici bir şey değil. Çevrelerine sevgi ve saygı göstermiyorlar, fedakârlığı hiç önemsemeden, reklam, sinema ve dizi filmlerin sürekli pompaladığı gibi sadece kendileri için yaşıyorlar. O kadar ki, babasının cenazesine tatilde olduğu için gelmeyen olduğu gibi, cenazeyi tatili süresince morgta bekleten var. Ama gelin görün ki kendilerini genç yaşta psikiyatrların kapısını aşındırmaktan alamıyorlar. Bu yüzden psikolog ve pedagoglardan yardım alma ihtiyacı duyuyorlar. Bir yerlerde bir eksiklik var, ama nerede? Bir bilseler...       

 

Tüketim çılgınlığının başlaması için aile ve mahalle kültürünün bitirilmesi, bireyciliğin kutsallaşması gerekiyordu. Şimdi aile ve mahalle kültüründen eser kaldı mı, bir bakın bakalım! Tamam, çağ değişiyor, buna bağlı olarak görüşlerde değişiyor. Burada değişen devlet ve yönetim anlayışı, burada değişen üretim ve paylaşım anlayışı olmalıydı. Genetik kodları ve biyolojik yapısıyla insan her yerde, her çağda aynı insandır; duygulanır, sevinir, neşelenir, öfkelenir, ağlar, güler. Bütün bunları paylaşacak ana-baba, kardeş-arkadaş, komşu-akraba eş-dost olursa insan yücelir.

 

Doğa varlığı olma özelliğimiz bizim doğadan uzaklaşmamıza izin vermez. Uzaklaşan nesillerin duygu ve enerji patlamalarını görüyorsunuz. Bir apartman dairesinde eline tablet, bilgisayar, cep telefonu tutuşturulan çocuk belki sesi kesilip büyüklerini rahatsız etmiyordur, gelgelelim hareketsiz, uyuşuk bir çocukluk dönemi geçiren bireyin bir yanı hep eksik kalacak, sürekli kişilik patlamalarıyla ömrünü tamamlayacaktır. Eski insanlarda bu durum hiç olmamış, böyle bir durum hiç görülmemişti. Çünkü hepsi toplumla birlikte olmaktan büyük keyif alırdı. İster sağdan ister soldan olsun, dünyamızdan nice olgun insanlar geçti. Bugün adlarıyla hala varlıklarını sürdürüyorlar. Her birinin bir konuya eli mutlaka değmiştir. Bugün bir kahvehaneye gidin her masada başka bir gürültü vardır. Çay bardaklarındaki şeker çay kaşıklarıyla bardaklara vurdurularak karıştırılıyor. Sanki her masadan “deve kervanı” geçiyor. Eskiden olsa kahveci gürültü yapanları uyarırdı. Şimdikiler kaşık bardak sesinden çok hoşlanıyorlar. Nasıl hoşlanmasınlar? O sesler para demek onlar için. Duydukları sesin para demek olduğunu söylüyorlar zaten. Artık her şeyin başı para! Para yoksa özgürlükte yok!

 

Sağın sağ, solun sol olduğu dönemlerde özgürlük anlayışı farklıydı. Hayat bildiği yolda ilerlerken eskiye güzelleme yapmak istemiyorum. İş “Z” kuşağını anlatmak olunca ister istemez bir kıyas oluşuyor. Neylersiniz ki konu eski kuşağa gelince her şey eski kuşak lehine değişiyor. Nasıl değişmesin sorarım? O dönemlerde liseyi bitirmiş biriyle bugün üniversiteyi bitirmiş biri arasında çok fark var! Sanki yeni kuşak üniversiteyi değil liseyi, eski kuşak liseyi değil üniversiteyi bitirmiş ve üstüne doktora yapmış gibi duruyor.

 

Peki bundan kim sorumlu? Elbette o kadar övdüğüm eski kuşaklar! İktidar olma uğruna eğitim programlarıyla oynaya oynaya, sonunda bu kuşağı doğurdular. Sonrada bu kuşağı savunmasız biçimde kapitalizmin ve onun vahşi savunucusu, kim sorarsa “özgürlükçü” liberalizmin, kucağına attılar. Tabii güvenilmez siyasetçiler eliyle…

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aydın Göle - Mesaj Gönder

# şeker


Yorum yazarak Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.