SELÇUK KILIÇASLAN

Merhabalar sevgili okurlarımız. Bu haftadan itibaren yeni bir yazı dizisi ile karşınızdayız. Genel Yayın Müdürümüz Güven Hasbaş’ın hazırlayıp sunduğu ‘Ters Açı’ programına katılan konuklar hakkında kamera önü ve arkası yaşananlardan derlenen yazımızın ilk konuğu İYİ Parti İl Başkanı Selçuk Kılıçaslan.

Programa daha başlamadan önce olarak dikkatimi çeken şey, Kılıçaslan’ın programın çekileceği stüdyoya sözleşilen saatten de önce gelmesi idi. Elbette kendisini karşılayacak çekim ekibimiz oradaydı fakat programın sunucusundan önce oraya gelip bir keşif yapması dikkatlerden kaçmadı.

Siyasetçilerin kalabalık bir şekilde dolaşmasını sürekli özgüvensizlik olarak yorumladım. Çünkü küçüklüğü Ozanlar Mahallesinde geçmiş biri olarak, Ünal Ozan’ın akşamları tek başına mahallede yürüyüş yaptığı ve kahvede okeylere dördüncü olduğu hatıralarla büyüdüm. Kendine güvenen, lokasyonunda özgüven hisseden bir insan bence hiçbir organizasyona giderken ordu ile dolaşmaz. Bundan önceki Ters Açı programlarında da buna birkaç kere şahit olduk. Gelelim Başkan Kılıçaslan’a; Selçuk Başkan programımıza yanında İYİ Parti Sakarya İl Sekreteri Gökhan Kaçar ile birlikte geldi. Bence bu benim tezimden geçer alan bir durum.

Diego Simeone - Giovanni Simeone, Gheorghe Hagi - Ianis Hagi, Zinedine Zidane - Enzo Zidane, Peter Schmeichel - Kasper Schmeichel bu yazdığım bütün isimler baba & oğul futbolculuk yapmış isimler. Peki bu isimlerin ortak noktası ne? Açıklayayım, bu isimlerin hepsinin de ortak noktası aynı mesleği yapmış olmalarına rağmen çocukların gölgede kalıp babaları kadar yüksek seviyelerde futbol oynayamaması. Selçuk Kılıçaslan’a baktığımızda Mustafa Kılıçaslan’ın oğlu olmanın omzuna biriktirdiği beklentiyi net bir şekilde görebiliyoruz.

Ama ters açıdan bakıldığında program sırasında Kılıçaslan’ın söylemleri ile bu beklentinin altında kaldığı söylenemez. Babasının ünlü ve sevilen bir isim olması futbolun aksine dezavantaj değil de avantaj olmuş gibi görünüyor. Bunu da şöyle açıklayabilirim; Kılıçaslan çocukluğu ve gençliğinde ANAP’ın futbol tabiri ile hem ‘prime’ hem de dağılma dönemini gördü. İki döneme de birinci dereceden şahit olan bir ismin bu tecrübelerden faydalandığı açıkça görülüyor.

Kılıçaslan’ın söylemlerinde dikkatimi çeken bir başka şey de Türkiye’de çok moda olan dini söylemleri kullanmaması. Hem de mensubu olduğu partinin bile bu yolu bir kere de olsa kullanmaya çalışmasına rağmen. Bildiğiniz gibi İYİ Parti, geçtiğimiz aylarda “Ömer’in yolu” adlı bir video ile muhafazakar seçmenin aklını çelmeye çalışmış ve genel olarak kalburüstü tepkiler almıştı. Kılıçaslan buna rağmen söylemlerinde hiçbir şekilde dini söylem ya da göndermede bulunmadı. İslam gibi bir değeri siyasete karıştırmamak istiyor olabilir ama Türkiye şartları da malum. Gerçi sürekli yaptığı liyakat vurgusu islamda en çok önem verilen durumlardan birisi...

Özellikle Türkiye’de özlediğim bir durum var. Siyasi rakiplerin birbirini onore etmesi. Samimi bir şekilde iyiye iyi, kötüye kötü demesi… Başkan Kılıçaslan’a Sakarya’da en başarılı bulduğu belediye başkanı sorulmasının ardından kendisi bir isim söylemeye imtina etti. Başkan Kılıçaslan en azından ehven-i şer diyerek bir isim verseydi eminim ki benimle birlikte izleyenlerin de yıllardır beklediği bir centilmenliği gerçekleştirecekti. Belki parti baskısı, belki başka sebeplerden dolayı isim vermekten kaçınmasıyla birlikte artı bir teveccüh kazanma şansını kaçırdı bence.

Yazımın başında belirmiştim; Kılıçaslan programa partisinin İl Sekreteri Gökhan Kaçar ile birlikte geldi. Onunla olan sohbette Kılıçaslan’ın attığı tweetlerine çok müdahale ettiği konusunda tatlı bir serzenişi oldu. Bu konu iki farklı şekilde yorumlanmaya açık. Birincisi kendileri ne kadar eleştirseler de bazı konularda iktidar gibi davrandıkları. İkincisi de kurbağa deneyi tezi. Kurbağa deneyini bilmeyenler için açıklayayım. Bir kurbağa su dolu bir kabın içine koyulur ve su birden ısıtılır. Kurbağa birden ısınan suyun içerisinden zıplayarak kaçar. Sonrasında da yine su dolu bir kabın içine başka bir kurbağa koyulur. Bu sefer suyun sıcaklığı yavaş yavaş kademeli derecede arttırılır. Yavaş yavaş artan sıcaklıktan kaçmayan kurbağa bir süre sonra suyun içerisinde sıcaktan mayışarak ölür ama kaçamaz. Belki başkan Kılıçaslan da, ‘doğrular doğru zamanda söylenmeli’ felsefesi ile hareket ediyordur. Daha net bir örnek verecek olarak Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan 2002’de Ayasofya’yı açacağız’ dese ne olurdu?

Son olarak Sn. Kılıçaslan’a programımıza katıldığı ve samimiyetini hissettirdiği için teşekkür ediyoruz. Önümüzdeki hafta yeni bir ters açı programı ve notları ile görüşmek üzere.

Sağlıcakla kalın…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar TERS AÇI NOTLARI - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.