banner28

Bu gün kendi alanımın dışına çıkarak 18 yaşında bir ev ve bir araba uğruna yıllarını harcamak istemeyen hiç tanımadığım genç bir fidanın birkaç cümle ile hayatımızdan gidişini ele alacağım.  Bugün Furkan Celep’i yazıyorum.  

Aklımın bir türlü anlayamadığı bu hayat bizleri eksiltmeye devam ediyor.   Aslında 18 yaşındaki Furkan yazdığı intihar mesajında hayatta var olmak için ne kadar uğraşırsak uğraşalım hiçbir sonuç elde edemeyeceğimizi sadece birkaç satırla anlattı. Furkan’ın kaygıları aslında bütün gençlerin kaygıları… Bu kaygılar neler mi?  Bu konuyu en başından ele alacağım ki gençler içlerinde neler yaşıyormuş beraber görelim;

* 7 yaşında okula başlıyorsun. İlk sorunun okumayı yazmayı öğrene bilecek miyim?

* Kitabımı evde unuttum öğretmen beni döver mi?

* Çarpım tablosunu ezberleye bilecek miyim ?( Ben hala bilmiyorum çünkü rakamlar beni yönetemez)

* Sınıfı geçebilecek miyim?

* Bu kaygılarımızla beraber ilkokul 5. sınıfa kadar beraber ilerliyoruz.

* Sonra 6,7 ve 8. Sınıfa kadar nasıl iyi bir lise kazana bilirim diye düşünerek ve çalışarak geliyoruz.

* Tabi ki herkes Liseye yerleşiyor, ama kaçı istediği liseye gidiyor. Tahmini %5 filandır.

* Lisede en büyük kaygı şu sınıfta kalacak mıyım, kalırsam aileme ne derim?

* Bu şekilde lise ikiye kadar geldik. Eyvah! Lise üç ne yapacağım korkusu bu korku. Seneye Üniversite sınavı var hayatımı kurtarmak için sınavı kazanmalıyım, yoksa aileme ne derim korkusu.

* Bir şeklide sınava girip bir Üniversiteye gidiyoruz. (Galiba gitmesem de oluyormuş)

*Üniversite eğlenceli, zevkli, yaratıcı farklı kültürde insanların bir arada olduğu güzel bir ortam.

* Üniversite 4. Sınıfa geldiğinizde artık bu zevkli, eğlenceli, enerji dolu yılların bittiğini anlıyoruz.

* Üniversite bitiyor. Ve şimdi ben ne yapacağım, askere mi gideceğim? İş bulabilecek miyim?, ailem ne der korkuları başlar ve bitmez.

Bu korkularımız hiç bitmeyecek şekilde devam ediyor. Ve herkesin bu tarz kaygıları var. Maalesef ülkemiz bu durumda olduğu için kaygılarımız devam edecek.  Hayatın insanlarını nasıl bir gelecek kaygısına belirsizliğe, endişeye ittiğini gördük. Bunun sonucu bir gencin hayatı olmamalıydı. Çünkü bir araba ve bir ev hiç bir zaman insan hayatından önemli değil.

Bir gün insanlığın kazandığı bir toplum olur mu? Bilmiyoruz.  Şunu merak ediyorum. Çocuklara bayram hediye eden onlara iyi bir gelecek vermek isteyen Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve çocuklara şarkılar yazan üstat Barış Manço bir gencin ‘Bir araba  ve bir ev  için yıllarımı harcayamam’ diye bu hayattan gittiğini görseydi. Ne olurdu? Bence onlar da bize veda ederdi. Saygılarımla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner6