Aslında bakıldığında bahsettiğimiz dava, hukuk dilinde “Kasten Öldürme” davası. Ancak olayın yaşandığı ilk günden, hükmün verildiği ana kadar ve tabi ki sonrasında da biz bu davayı o kadar içselleştirdik ki bizim için bu dava, “Kadir Şeker” davası oldu. Haklıyız da belki de bilinmez ve hangi açıdan baktığımıza bağlı aslında.

Olayın gerçekleştiği zamanlarda bir hukukçu olarak; “Kadir Şeker Beraat Etmeli” başlıklı verdiğim röportajdan çok da farklı değil şu an düşüncelerim. Bugün farklı olan tek şey mahkemenin bir hüküm vermesi ve bunun ne derece doğru ne derece yanlış olduğunu sorgulamak…

Biz Anayasa’ya, kanunlara tabi olarak yaşayan bir ülkeyiz ve hukuk düzeni bu temel üzerine kuruludur. Birçoğumuzun yakından takip ederek bildiği üzere; kasten öldürme suçunun Türk Ceza Kanunundaki karşılığı madde 81 kapsamında değerlendirildiğinde, müebbet hapis cezasıdır. Konuyu ilk olarak Ceza yargılaması açısından değerlendirelim; bu suç kapsamında Kadir Şeker’e verilen ceza, iyi hal indirimleri ve hâkim takdiri ile müebbet hapis cezasından 12 yıl 6 ay’a kadar indirilmiştir. Evet, birçoğunuzun ‘ama kadını kurtardı’ gibi söylemlerde bulunduğunu duyar gibiyim. O kadar haklısınız ki bu konuda… Ancak bizim bir Ceza Kanunumuz var ve bu kanuna göre; ortada ne sebeple olursa olsun öldürülmüş bir insan var ya da sizin deyişinizle  “sevdiğini döven biri ya da cani” iken hukuk dilinde bir insan… Yine “gencecik kızlarımızı öldüren, tecavüz edenler neden serbest bırakılıyor” dediğinizi duyar gibiyim. İşte zaten tüm ipler burada düğüm düğüm oluyor. Neden? Aslında bir hukukçu olarak diyebileceğim şudur ki her olay ve olgu kendi başına değerlendirilmelidir. Her olayda ayrı bir detay ayrı bir inceleme konusu mevcuttur ve hukuk bu ayrıntıları açıkça gözler önüne ne yazık ki her zaman sermez.. Ancak özünde bir insanın canına kasteden, bir insanın malını gasp eden veyahut bir insan dolandıran kişi, er ya da geç adalet önünde cezasını çekmeye mahkûmdur. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır. Çünkü hâkimlerimiz, her zaman detaylı ve titiz şekilde dava dosyalarını incelemekte ve haksız şekilde kapandığını düşündüğümüz dosyanın sanığı er ya da geç başka bir suçla yargı karşısına geçmekte ve cezasını kat kat fazlasıyla çekmektedir.

Kadir Şeker davasına bir başka açısından değerlendirme yapacak olursak ki en çok ses getirmesi gereken şeylerden biri de bence budur: Türk Ceza Kanunun madde 98 ile düzenlenmiş olan “Yardım ve Bildirim Yükümlülüğünün Yerine Getirilmemesi Suçu”. Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçu, mağdur üzerinde gerçekleşecek olan neticenin sınırlandırılması veya engellenmesini, ihmali davranışlarıyla ortadan kaldıran faili cezalandırmaktadır. Baktığımızda Kadir’in yaptığı aslında tam da bu değil miydi? Olaya müdahale edip zor durumda olan bir kadının yardımına koşmuştu ve vatandaş olarak görevini yerine getirmişti, aslında bir suçtan kaçmıştı; “Yardım ve Bildirim Yükümlülüğünün Yerine Getirilmemesi Suçu”ndan... Ancak çok farklı sonuçlar ortaya çıkmış ve dahası genç yaşında demir parmaklıklar ardına girmesiyle sonuçlanmıştı. Tabi ki hukuk çerçevesinde değerlendirerek detaylı bir açıklamayı burada yapamayız ama bilmemiz gereken en önemli şey şunlardır ki; orantılı güç kullanmak durumundayız. Nedir bu orantılı güç? En basit anlatımıyla belirtecek olursak ve Kadir’in olayına uyarlayacak olursak; tokat yahut yumruk şeklinde hayata kast eden bir kişiye biz bıçak yahut silah ile karşılık veremeyiz. Hele ki vücuttaki en can alıcı noktalara... Yani şöyle ki kanun bize; yardım etmezsen, yetkili makamlara bildirim yapmazsan bu yükümlülüğünü ihlal ettin diyerek bir cezaya hükmedebilir ancak bu yardım etmeyi de elbette ki koşullara bağlamıştır.  Aslına bakıldığında Kadir’in bu davada ceza almasının sebepleri de bunlardır. Neden çakı/bıçak taşıyordun ki çoğu insan taşımaz gerek görmez belki de, neden el yardımıyla def edeceğin bir tartışma yahut kavgada insanın en ölümcül noktasına bıçak sapladın, neden kendini ve mağduru savunurken sadece saldırıyı def etmek amacıyla vücudun başka noktalarına değil… Yargıya intikal etmiş her olay ve olgunun koşulları ayrı ayrı incelenerek değerlendirilir. Ancak biz bu yargılama sonucunda maalesef en çok birilerine yardım edebilme içgüdümüzü kaybettik…

Birilerinin, birilerinin yardıma ihtiyacı olduğunda biz değil sadece kanıt olsun diye kameralar yardımcı olacak anlaşılan…Ne yazık…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner6