HAYATIN TATLARI VE HAYATIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

İnsanın sevdalandığı birine duyduğu duyguları geçtiğimiz yıllardan bugüne dek nasıl anlattığını merak eder misiniz? Merak etmişler ve bir liste halinde sunmuşlar. Ortaya çıkan şey oldukça duygusuzlaştığımızdır. Ayrıca ne acı ki bu listede var olan örneklerle dilimizi giderek daha çok yitirdiğimizi görüyoruz. Örnekleri size sunmadan önce okuyacağınız listeyi bana ileten “Ruşen Dilek Özen” Hanım arkadaşıma teşekkür etmek istiyorum.

*

İlk örneğimiz 1967 yılından.

“Karşıma aniden çıkınca ziyadesiyle şaşakaldım, ziyadesi ile mütehassis oldum…

Nasıl bir eda takınacağıma hüküm veremedim, âdeta vecde geldim.

Buna mukabil az bir müddet sonra kendimi toparlar gibi oldum.

Cemalinde beni fevkalâde rahatlatan bir tebessüm vardı…

Üstümü başımı toparladım, kendimden emin bir sesle

‘Akşam-ı şerifleriniz hayrolsun’ dedim..”

*

İkinci örneğimiz 1977 yılından.

“Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım ve hislendim..

Ne yapacağıma karar veremedim. Heyecandan ayaklarım titredi.

Ama çok geçmeden kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni rahatlatan bir gülümseme vardı.. Üstüme çeki düzen verdim. kendimden emin bir sesle ‘iyi akşamlar’ dedim..”

*

Üçüncü örneğimiz 1987 yılına ait.

“Karşıma aniden çıkınca fevkalâde şaşırdım ve duygulandım...

Nitekim ne yapacağıma hüküm veremedim, heyecandan ayaklarım titredi.

Amma ve lâkin kısa bir süre sonra kendime gelir gibi oldum.

Nitekim yüzünde beni ferahlatan bir tebessüm vardı.. Üstüme çeki düzen verdim, kendimden emin bir sesle ‘Hayırlı akşamlar’ dedim..”

*

Dördüncü örneğimiz 1997 yılının olsun.

“Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım ve duygulandım…

Fena halde kal geldi yani.. Ama bu iş bizi bozar dedim. Baktım o da bana bakıyor, bu iş tamamdır dedim… Manitayı tavlamak için doğruldum, artistik bir sesle ‘selam’ dedim...”

*

Beşinci örneğimiz 2007 yılından geliyor.

“Abi onu karşımda öyle görünce çüş falan oldum yani ve duygu durumum kabardı…

Oğlum bu is bizi kasar dedim, fena göçeriz dedim, enjoy durumları yani…

Ama concon muyum ki ben, baktım ki o da bana kesik.. Sarıl oğlum dedim, bu manita senin… Hav ar yu yavrum..”

*

Son örneğimiz 2017 yılı ve sonrası, yani günümüzden bir örnek.

“.slm.msn var mı? tmm aşkım msn yoksa tel ver...ben verim çaldır ben ararım...”

*

Teknoloji dili giderek yok ediyor. Bu önce harf, noktalama işareti ve boşluktan oluşan yüz elli karakterle sınırlı kısa mesajlarla başladı. Bir kısa mesajla daha çok şey yazma imkânı verdiği düşüncesiyle, sözcükler kimi harfler eksiltilerek kısaltıldı. Zaman içinde bu durum alışkanlık haline gelince herkes böyle yazar oldu. Sonuçta dilimize giren yabancı sözcüklerden sonra birde eksik veya bozuk yazılmış sözcükler çıktı karşımıza. Yeni nesil bu yüzden Türkçeyi doğru konuşamıyor, yazamıyor. Hatta bazı sözcükleri tıpkı kısa mesajda yazdığı gibi, örneğin “selam” sözcüğünü “slm” yazıp  “seleme” şeklinde söylüyor. Gazetelerin attıkları manşetlerde bile ne hatalar gördüm. İş bu kadar zıvanadan çıkmış durumdadır.

Bir ürünün uluslararası nitelik kazanması için sözcüklere dayalı işitsel dil terkedilerek görsel dil, yani simgeler tercih edilmektedir. Şimdi pazara çıkan her ürünün bu dili kullandığını belirtelim. Sosyal medyada buna emoji deniliyor. Emojinin ne olduğunu sorguladığınızda karşınıza şu cevap çıkıyor:

“Emoji, insanların duygularını karşı tarafa iletmek adına kullanmış oldukları gülen, ağlayan, kızan, neşelenen yuvarlak surat simgeleridir.”

Emojiler, ne olduğu konusunda yapılan açıklamanın dışına çıkmış, insanların hal ve hareketlerinin kullanıldığı, kısaca kelimelerin yerine geçen simgeler olmuştur.

Bir yandan Türkçe yazmayı, Türkçe konuşmayı bilmeyen gençlikten yakınırken diğer yandan sözcüklerin kovulduğu simgesel, kısır, hayalleri bitiren bir döneme girdik. Bu gidişle dilimizi kaybedebiliriz. Kaybetmesek bile kendimize yabancılaşma ihtimalinin olması yetmez mi? Sonunda dilini kaybeden yurdunu kaybeder.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner6