Kim demiş bilmiyorum ama çok doğru demiş; “İnsanlar birbirlerinin saçını, kaşını, gözünü, boyunu, bosunu beğenir ama hiç kimse başkasının aklını beğenmez.” Her insan kendini çok önemli, çok değerli, çok akıllı, çok zeki göstermeye çalışır. Amaç kendini doğrudan kanıtlamak ya da beğeni yaratarak var olmaktır. Bunun için reklam programlarından başlayarak, dizi filmlerle, sıradan müziklerle, ortaya konan eğlence türleriyle, uzmanlık gerektirmeyen, derinliği olmayan kolay ulaşılan bilgiyle boş bir insan topluluğu yaratıldı. Artık sanattan bilime, teknolojiden üretime kadar uzanan yolda daha çok tüketmeye yönelik ahlâkla yapıldı bütün bunlar. Dikkat ederseniz artık insanlar aynı tornadan çıkmış gibi tek tipleşti. İyiye, güzele, doğruya karşı şaşkınlığımız bundan ötürü olsa gerek. Oysa insanın varlığı binlerce yıldan beri buna dayalıydı. Günümüz insanının benliği en acımasız, en abartılı özellikleri taşımaktadır. Herkes kraldır çağımızda. Herkes kral olunca ne nezaket kaldı, ne incelik.. Muhakkak ki insan canlı türü olarak çok azizdir, çok yücedir, çok değerlidir. Herkes diğer canlılara, tabiata ve renk, ırk, millet farkı gözetmeden, birbirine değer verdiği ölçüde daha çok değer kazanır. Bu günümüzde tamamen olmasa da unutuldu, gitti. Unutulunca da değer yargıları göreceli, gelip geçici olduğu için daha çok görselliğe kaydı.

Görselliğe karşı çıkan yok değil. İnsanlığını yitirmemiş, içinde bencilce duygular yerine sımsıcak duygular taşıyan, duyguları gibi aklı olan nice mert insana rastlamak mümkün. Yakınımızda böyle insanları bulabiliriz. Uzaklardan böylesi insanların hikâyeleri kulaklarınıza hiç gelmedi mi? Gelmediyse şimdi geliyor sıkı durun.

İngiltere Kraliçesi Elizabeth’in torunu Prenses Eugenie omurga bozukluğu nedeniyle çocuk yaşta geçirdiği ameliyat izini ortada bırakan gelinlikle düğün gecesinde davetlilerin huzuruna çıktı. Kendisine neden ameliyat izlerini gizleyen bir elbise giymediği, ya da o izi tamamen ortadan kaldıran bir estetik operasyon geçirmediği sorulduğunda verdiği cevap görselliği yıkacak nitelikte bir cevap olmuştu.

Prenses şunları demişti: “Oxford’dan mezun oldum, doktoramı üç farklı alanda yaptım. 5 dil biliyorum. Ve bana eski bir ameliyatın etkilerinden bahsediyorsun. Kişi yalnızca zihninde olanlardan gurur duymalı veya utanmalıdır. Başka bir şeyden değil. Daha sonra sağlık ekiplerine teşekkür etmek ve kızların vücutlarındaki herhangi bir estetik kusurdan utanmamalarını teşvik etmek için yaptım.”

Prenses çok doğru bir karşılık vermiş, saygı duymamak elde değil. O karşılığın içinde “Kişi yalnızca zihninde olanlardan gurur duymalı veya utanmalıdır. Başka bir şeyden değil.” biçimindeki cümle gerçeğin en yalın halini gösteriyordu. 

İnsanın güzelliği ahlâk ve zarafetle katmerlenir. Bunun dile gelmiş hali nezakettir. Nezaket herkesin insanlığını gösterir. Fazla kırılıp dökülmeden (öylesi dalkavukluktur) nezaket göstermek herkese yakışır. Bencillikle iyice kirlenmiş dünyanın kiri başka türlü yok olmaz. Bizim Yunus’umuz, Mevlâna’mız, Hacı Bektaş Veli’miz, Âşık Veysel’imiz bu konuda ne güzel sözler söylemişler.

Mevlâna’mızın gönül güzelliği, ahlâk güzelliği şu sözde billurlaşıyor:

“İncinsen de incitme”

Yunus’umuzun sevgi kaynağı bellidir. Şu sözünde yansısını buluruz:

“Yaradılanı sev, yaradandan ötürü.”

İyiliğin ve iyinin evrenselliği bir programa, bir duruma bağlı değildir. Yoksa Hacı Bektaş Veli’miz şu sözü söyler miydi dersiniz?

“Dili, dini, rengi ne olursa olsun iyiler iyidir”

Her zaman iyi kalmak herkese göre değildir, hele zor zamanlarda hiç değildir. Pir Sultan Abdal’ımız şu sözü bilerek söylemiştir:

“Ne mutlu eğri zamanda doğru yerde durabilene.”

Âşık Veysel’imiz sen ne değerdeysen bende o değerdeyim diyor.

“Beni hor görme gardaşım, sen altınsın da ben tunç muyum?”

Neşet Ertaş’ımız kötü insanı çok kısa ve çok güzel ortaya koymuştur.

“Kötü insanların türküleri yoktur.”

Aşk yüce bir duygudur kimine göre, kimi psikologlara göre de akıl tutulmasıdır. Ama Mahsuni’mizin sevgi anlayışına bakar mısınız?

“Bütün aşklardan yücedir, insanın insanı sevmesi.”

Ahmet Arif’imize şiir gibi söz yakışırdı zaten.

“Çiçek gibi insanların kalbini kırdınız, bahçeleriniz bahar görmesin.”

Ahlak ve zarafet nezaketi gösterir. Tavrımızdan gösteriş ne kadar uzakta, dilimizde nezaket ne kadar var?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner6