Geride bıraktığımız 2021 yılı ülkemiz için her anlamda deyim yerindeyse fırtına gibi geçti. 2022 yılına yeni umutlarla girdik. Bir gecede sadece tarih hanesinde rakamlar değişti, vaziyet değişmedi. Değişecek mi? Onu da zaman gösterecek, hep beraber göreceğiz. Ülke ve toplum adına güzel günler, umut dolu yarınlar hepimizin ortak temennisi.

Geçenlerde bir derneğe gittim, hoşbeş fasıldan sonra zihnimi tırmalayan soruyu sordum:  

“Efendim ben buraya geldim ama X parti üyeliğim bu derneğe üye olmama engel midir?”

Dernek yetkilisi cevaben: “Hayır, bu dernek ve savunduğu ilkeler millete aittir, herkese kapısı açıktır” dedi.

Bu kavrayıcı, kucaklayıcı anlayış beni bu yazıyı yazmaya sevk etti. Malumunuz ben siyasetçi değilim, hikâye ve roman yazarıyım. Size bir hikâye anlatayım, aslında ülkemizin hikâyesi, sosyo kültürel çatışmalarımızın trajikomik bir derlemesi de diyebiliriz.

Bir zamanlar henüz yeni kurulmuş bir mahalle varmış. Bu mahallenin ortasından geçen bir yol varmış. Sağ yanında Veli, sol yanında Ali diye bir çocuk yaşarmış. Bu ikisi mahalle kuruldu kurulalı birbirlerinden hiç haz etmezmiş.

Çocuklar bir gün cemiyette karşılaşmışlar. Gıcıklık olsun diye Ali Veli’nin, Veli de Ali’nin boş anını kollayıp sandalyelerini birbirlerinin altından çekivermişler. İkisi de paldır küldür yuvarlanınca o hırsla girişmişler birbirlerine. O gün olaylar yatışsa da Ali ile Veli yine her ortamda bu sandalye çekme oyununa devam etmişler.

Hikâye bu ya Veli yolun karşısında mahallenin sol tarafında oturan Ali’yi, Ali’de Veli’nin oturduğu sağ tarafını taşa tutmaya başlamış. E mahallede ne cam kalmış ne çerçeve, canı iyice yanan mahalleli de birbirine girmesin mi!.. Ortalık toz duman, harap olmuş. Epey süre böyle gitmiş, lakin araya büyükler girmiş. Ali ile Veli birbirlerine bir daha sataşmamaya söz vermişler. Ama aralarında güvende yokmuş, hep bir tedirginlik varmış. Zamanla çocuklar büyümüş ama bu seferde mahallenin her iki yanı birbirine diş bilemeye başlamış.

Bu defa Ali ile Veli bir karar almışlar. Yola kurmuşlar bir kürsü, toplamışlar milleti, biz Ali ile Veli eskiden de sevmiyorduk birbirimizi, e şimdide sevmiyoruz ama bu mahalle hepimizin “Söz uçar yazı kalır, gelin hepimizin uzlaşacağı bir anlaşma imzalayalım. Meydana da sandık kuralım” oylama yapılsın. Kalabalık hep bir ağızdan “tamam” demiş, ama günler günleri kovalamış Ali yazmış Veli beğenmemiş, Veli yazmış Ali beğenmemiş. Mahalleli anlamış ki Ali de Veli de birbirleriyle inatlaşmaya devam ediyor, kendi kurallarını yazıyorlarmış. Hal böyle olunca da ortalık yine ısınmaya başlamış. Yolun her iki tarafını da memnun edecek bir anlaşma henüz bulunamamış.

Kıssadan hisse arkadaşlar; ne dini değerler, ne de Cumhuriyetin temel ilkeleri, şahıslara, kurumlara ait değildir. Onlar milletimizin ortak değerleridir. Bu ayrışmalar, tekere çomak sokmalar, muasır medeniyetler seviyesine ulaşma ve gelişmiş ülkeler arasında yer alma potansiyelimizi sekteye uğrattı. Bir kesimin diğer kesimi sosyo kültürel yapısı üzerinden dışladığı anlayışlar sosyal ayrışmayı derinleştirdi. Ortak paydaları da karşılıklı güvensizlik, geçmişte yaşanan acı hadiselerin izleri yüzünden “aman bunlar gelirse bu günlerimizi mumla ararız” kaygısı var. Aliyle Veli’nin sandalye çekme oyununa devam etmesi gibi her zeminde ayak kaydırmalar topluma zarar verir.

Demokrasi tüm yurttaşların eşit sayıldığı yönetim biçimidir. Seçmenler soy, sop, zenginlik, eğitim hanesine göre belirleniyor olsaydı bu yönetim şekli aristokrasi olurdu. Üstelik tarihteki en acımasız, bencil yönetim sistemlerinden halklara en acı çektiren bir kast sistemidir. Velhasıl demokrasinin kıymetini bilelim. Dini ve demokratik değerler kimsenin tekelinde değildir, olmamalıdır. Ayrıca bu tekel “en güçlünün, nihai galibin” olursa kaos olur. O nedenle yeni anayasa halkı kapsayıcı, kucaklayıcı olmalı eski acılara mahal vermeden düzenlemelere gidilmelidir. Temel hak ve hürriyetler, inançlar, yaşam tarzı, düşünce özgürlüğü bağlamında her yurttaşın huzur ve mutlulukla bir arada yaşama dinamikleri güvence altına alınmalıdır.

En basit tanımla bir makinenin işleyişinin mükemmel olabilmesi için tertibatının çok iyi olması gerekir. Bir devletin işleyiş mekanizmasını kuran anayasasıdır. Toplumsal barış ve huzur bu işleyişle doğrudan iç içedir. Bu ahengi yakaladığımızda ancak atılım ve şahlanış gerçekleşir. Gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşma hedefimize bu şekilde varabiliriz. Aklın yolu birdir. Koltuklar geçici, mahalle ne Ali’nin ne de Veli’nindir.

Bu tekel kimindir? Değerlerimiz tek zümreye atfedilemez! Bu tekel Milletindir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner6