banner28

HAYATIN TATLARI VE HAYATIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ


İlk bölümümüzü “İzin verirseniz gelecek bölümde Bülent Urkan’dan aldığım, Tekin Deniz’in başından geçen ve bu yazıya neden olan bir anıya yer vereceğim.” Demiş ve yazı dizimize ara vermiştim. Sözünü ettiğim anımızla başlayalım.

*

1996 yılında, Sultanahmet’te bir evde pek çok fotoğraf ve evrak bulduk. Bir çanta mektup, 7 albüm fotoğraf ve sayfalar dolusu nota. Bir kemancı vardı fotoğraflarda ama tanıyamadım. Ev sahibi de tanımadığını söyledi. Hepsi çatıdaki bir sandıktan çıkmış. Şaşılacak şey...

O kadar çok nota sayfası vardı ki ve öylesine özenle yazılmışlardı ki hayran kaldım. Aklıma bir anda Cihat Aşkın’a haber vermek geldi. Cihat Aşkın, memlekette keman işi konusunda bir otorite. E tabii o vakitler telefon falan yok. Birkaç örnek alıp Cihat Hoca’ya götürdüm. Cihat hoca notaları görünce çok heyecanlandı.

-Tekin Bey, bunların devamı var mı? dedi.

-Bir sandık, dedim. Gözlerinin içi parıldadı.

-Gidelim hemen, dedi. Gittik.

Meğer tam bir hazine bulmuşuz. Çakmıyorum ki müzik işinden. Fakat Cihat hoca alıyor bir sayfa mırıldanıyor. Baktım sahiden nefis ezgiler. Seyyan Hanım isminde bir şarkıcı varmış, ona ait eşsiz fotoğraflar. Sonra sahipsiz mektupların içindeki tarihi vesika niteliğindeki bilgiler...

Dayanamadım, sordum sonunda:

- Cihat Hocam kim yazmış bunları? Kim bu müzisyen?

- Necip Celal, dedi.

Arkadaş tanımıyorum ki... İçimden “Çok güzel” dedim. Necip Celal’se iyi. Anlamadığımı görünce o ünlü şarkıyı mırıldandı Cihat Aşkın:

...

“Sevdim bir genç kadını

Ansam onun adını

Her şey beni ona bağlar

Kalbim durmadan ağlar”

...

Yuh, bu şarkıyı kim bilmez! Tango gibi tango! Çok acayip bir şeyler bulduğumuza bir kere daha ikna oldum. Ev sahibi bunları çöpe atacaktı. Ev temizliği diye giriştikleri işten nasıl bir hazine çıktı! Ev sahibi kadın çok bir para istemedi.

- Aman alın götürün de yeter, dedi. Aldık, götürdük. Taksiye yükledik her şeyi.

Takside konuşuyoruz Cihat Hoca’yla. Daha doğrusu o sevinçten havalara uçmuş vaziyette. Şu ekteki fotoyu gösterdi.

- Kim bu? dedi.

- Bilmem ki hocam.

- Yahya Kemal

- Nasıl Yahya Kemal hocam bu?

- Gençliği, Paris yılları.

- Necip Celal’de ne işi var?

- E soyadı

- Soyadı mı?

- Necip Celal’in soyadı Andel. And içen kişi demek. Bu soyadını ona veren de Yahya Kemal. Böyle bir ahbaplıkları var.

- Vay be!  Peki şu kadın kim?

- Ha o mu, meşhur Seyyan Hanım. Seyyan Oskay.

- Ben tanıyamadım. Çıkaramadım adını.

- Necip Celal’in şarkısını söylüyor.

- Hangi şarkısıydı?

...

“Mazi kalbimde bir yaradır

Bahtım saçlarımdan karadır

Beni zaman zaman ağlatan

İşte bu hazin hatıradır”

...

- Aaaa bildim, bildim. Bu şarkıyı söyleyen Seyyan Hanım mı yani?

- Evet, yalnız sözler Necdet Rüştü’nün. Müziği ise Necip Celal Andel’in.

- Nefis!

DEVAM EDECEK

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner6