banner10

Aslında başlıkla tezat şeyler anlatacağım. Türkiye’de kadın olamamak diyebiliriz. Çünkü Türkiye’de kadın olmak o kadar zor ki. Türkiye’de kadınsan çocuk yaşta evlendirilirsin, birini seversin abin, baban ya da kardeşin ‘Namusum’ diyerek seni öldürür. Şansın yaver gitti, sevdiğin biriyle evlendin bu sefer de ‘Neden dışarı çıktın, neden birine baktın?’ diyerek dayak yersin. Canını kurtarmak için polise gidersin, fakat karakoldaki bir polis ‘Karı-koca arasında olur böyle şey’ diyerek seni kocana teslim eder. Yine evde dayak yersin. Şansın varsa sadece dayak yersin, şansın yoksa kocan ‘Namus cinayeti’ diyerek seni öldürür. Seni öldüren kişi mahkemeye gider takım elbise giyer mahkemede taşkınlık yapmaz ve indirimli bir ceza ile kurtulur.

Senin cinayetinin peşini bırakmayan babanı, anneni, arkadaşlarını yalnız bırakırlar. Ailen yıllar boyunca seni öldüren kişinin gerekli cezayı alması için uğraşır ama adalet hiçbir zaman işlemez. Baban çektiği acıdan ölür, annen ağlamaktan 2 yılda on kat yaşlanır. Dedim ya Türkiye’de kadın olmak çok zor.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği Türkiye’nin açık ara en büyük sorunlarından biri. Sadece ekonomi, istihdam, siyaset değil, tüm alanlara sirayet etmiş büyük bir sorun. Bu eşitsizlik çalışmış olduğumuz medya sektöründe de geçerlidir. Kadın muhabirsen belirli yerlere gidebilirsin. Ülkemizde pek çok alanda kadının varlığının güçlendirilmesi için çaba harcanıyor ve yavaş da olsa sonuç alınıyor. Ancak istisna olan tek bir alan var. Cinsiyet eşitsizliğinin en belirgin olduğu alan siyaset. Siyasette kadının varlığı artmadığı gibi gerilemeye devam ediyor. Aynı şekilde yerel yönetimlerde de durum hiç farklı değil. Cumhuriyet kurulduktan sonra kadınlar ancak 1930’da seçme ve seçilme hakkını elde edebildiler. 81 yılda geldiğimiz nokta büyük bir hayal kırıklığı.

Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Türkiye 31 binden fazla belediye başkanı seçti. Bunların sadece ve sadece binde 3’ü kadın. Daha çağdaş, daha demokratik, ekonomisi daha güçlü bir ülke için kadının temsili yetini her alanda artırmamız gerekiyor. Bunun için sadece kadınlar değil, erkekler de mücadele etmeliler. Tabii bu konuda en önemli görev kadınlara düşüyor. Siyasete ilgi göstermek ve emek harcamak da önemli.

Kadınların okuması ve iş sahibi olması çok çok önemli bir konudur. Türkiye’de okur-yazar olmayan 2.6 milyon kişinin, 2.2 milyonunun kadın olduğunu; yeni nesil içerisinde ise okur yazar olmayan 81 bin kadının bulunduğu biliniyor. Evlilik baskısı ile ve eğitim sürecinden kopartılarak sosyal dışlanma içine itilen kadınlarımız, doğal olarak iktisadi faaliyetlerden de dışlanmakta. Yapılan bir ankette kadınların en çok istediği şeylerin arasında yer alan şey çalışmak. Çalışma hayatına katılan kadınlar da maalesef mobinge uğruyorlar. Sanki herkes kadınların dünyada olmamasını istiyor. İşin özü Türkiye’de kadın olmak çok zor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner6