Yazımızın ilk bölümünde “İnsan toplumsal varlık olarak tabiattan etkilendiği kadar, belki de daha fazla ait olduğu toplumdan etkilenir.” Demiş ve alt paragrafta şunları eklemiştik: “Dilimizde toplumumuzun sahip olduğu inanç sistemi İslamiyet’in etkileri açık ve nettir. İslam gizemciliği diyebileceğimiz tasavvuf bunu pekiştiriyor.” Ardından deyim, atasözü ve kalıplaşmış sözlerin bildiğimiz anlamların dışında anlamlar taşıdığını alfabetik sırayla anlatmaya başlamıştık.

Devam edelim.

Cümle kapısı: Bir yapının ana kapısı, yani dışarıdan içeriye girişin ilk, binadan dışarıya çıkışın son kapısına denir. Tasavvufta bu Tekkenin dış kapısıdır.

Çelebi çalab: Eski dilde çelebi sözcüğü “efendi, sâhip” anlamını taşırdı. Çalab Moğolcadan Türkçeye girmiştir; “Rab, Tanrı” anlamlarına gelen sözcük “çalabı” biçiminde de söylenmektedir. Çelebi sözcüğünün bu şekilde söylenişinden türediği düşünülmektedir. Bu durumda çelebi sözcüğü de tanrı adamı, ona itaat eden demektir. Zarif, söz sohbet bilen kişilere de çelebi adam denir. Tasavvufta Mevlevilerce Mevlana soyundan gelenlere de bu ad verilir.

Çerağı uyandırmak: Çerağ farsçada kandil ve mum anlamına gelir. Biçimsel olarak ışık yakmak anlamında kullanılan bu iki sözcük tasavvufta gizlenmiş bilgiyi ortaya çıkarmak anlamında kullanılmıştır.

*

D:

Dem: Farsça olan sözcük, soluk, yani nefes ve zaman anlamını taşır. Bizim dilimizde aldığı eklerle olgunlaşma anlamında da kullanılmaktadır. Demlenmiş, demli, demini almış gibi.    Ayrıca bu sözcüğün içki anlamında kullanıldığını da görüyoruz. Dünyanın gam ve kederinden bir nefeslik uzak kalmayı içkiyle mümkün görenlerin bir benzetmesi olduğunu söylemek gerek. Buna göre dem almak, yani içmek; nefes almak, hayatın yükünü indirmek, hayata mola vermektir. Tasavvufta “dem bu dem” biçiminde kullanılışıyla içinde bulunulan zaman “şimdi, şu an” belirtilmiş olmaktadır. Gönlü saf, arınmış kişi, görünüşte halk olup manada hak peşinde olan sufiye göre “dem”, zamanın oğludur. Hiçbir şeyi ertelememek içinde “dem bu dem” deyimi kullanılmaktadır. Neye başlayacaksan şimdi başla, ne yapacaksan şimdi yap.

Destursuz bağa girilmez: Yalın anlamıyla bizim anladığımız; bir eve, bir bahçeye izinsiz girilemeyeceğidir. Türk İslam gizemciliği demek olan tasavvufta pirin (ustanın), onun yaratıcısı Allah’ın izni olmadan batıni sırlara, yani iç gerçekle ilgili gizli sırlara erişilmez.

E:

El almak: Bu deyim bir konuda eğitim almak için bir ustanın işliğine, eğitim yerine gidilmesi ve girilmesi anlamındadır.

El vermek: Bu deyimde ilk deyimin tersidir. Ustanın vereceği eğitimi alacak kişinin kapasitesini görerek eğitime kabul etmek demektir. Tasavvufta usta sözcüğünün yerini pir, şeyh sözcükleri, öğrenci sözcüğünün yerini mürşit sözcüğü alır. El almak ve el vermek zincirleme bir olaydır. Erkeksi işlerde kökü Hz. Peygambere, hanım işlerinde kızı Hz. Fatma’ya kadar gitmektedir.

Eli işte gözü oynaşta: Atasözü olarak aklı işinde olmayan kişiyi tanımlar. Tasavvuftaysa sufiler, görünüşte dünya işleriyle uğraş verseler de, akıllarını Allah’tan, onun gücünden (kudretinden), bilinemeyen ve anlaşılamayan amacından (hikmetinden) anlamayışlarını vurgular ve ebediyet yolculuğunda kendisine biçilen yazgıyı, kaderi unutmadan, her zaman Allah’ın huzurunda olunduğunu bilmeyi anlatır.  

F:

Fakir: Bu sözcük Arapçada yoksul anlamına gelmektedir. Bu günde kullanılan bu sözcük kimi hallerde alçak gönüllüğü (tevazu), kimi hallerde kibri anlatmaktadır. Kimilerinin kendinden söz ederken “Bu fakir” tanımını kullanması görünüşte alçak gönüllüğü göstermiş olsa da, gizli kibrini ortaya koyabilir. Gene tasavvufa göre zengin olan sadece Allah’tır. Ben sözcüğü sufilere göre hoş değildir. “Sen var mısın ki ben diyorsun” derler kendinden böyle söz edene. Makbul olan kendinden söz ederken “biz” veya “fakir” diyerek söz etmektir.

DEVAM EDECEK

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner6