SON DAKİKA

Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi
reklam
Muzaffer Narman

SANAT  ve  ÜLKEMİZ

SANAT  ve  ÜLKEMİZ
Bu haber 25 Eylül 2018 - 10:38 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Sanat bildiğiniz üzere evrensel bir dil gibidir. İnsan, yaşamı içerisinde deneyimlediği olumlu veya olumsuz, kişisel veya toplumsal olgulardan etkilenerek belli bir estetiği içinde barındıran eserler ortaya koymayı seçer ki, sanat bence burada başlar. Sanat eseri, topluma sunulması ile yaşamda varlığını sürdürebilmek, toplumca kabul edilmek, beğenilmek ile anlam ve değer kazanmaktadır. İnsan olma vasfının temel değerlerinden biridir sanat ürünleri. Sanat türlerine emek veren veya bir sanat eserini yaşama kazandıran kişiler genelde sanatçı olarak kabul görmektedirler. Sanatçı yaşamın badireli veya keyifli dönemlerini kendi duygu ve birikimlerini de katarak sanatsal bir ürüne dönüştürüp bunu topluma sunarak toplumsal bir işlevi yerine getirmeyi seçen kişidir. Sanat ürünü bence, ancak toplumla buluştuğu andan itibaren sanat eseri olma vasfını kazanabilmektedir.

 

Sanat eserlerinden zevk ve keyif almak belli bir kültür ve bilgi birikimi gerektirir. Ne yazıktır ki ülkemizde ne sanatın ne de sanat ürünlerini yaratanların pek esamesi okunmaz. Sanatın muhalif olma geleneğinin yansıması olabilir belki bu tavır diye düşünebilirsiniz. Çünkü biz toplum olarak muhaliflerin söylemlerine pek değer vermeyiz. Onları toplumsal çıkıntılar gibi görürüz. Böyle bir gerekçe ülkemiz sanatçı ve sanat ürünlerini değersiz kılmak için tek ve geçerli mazeret olmaktan uzaktır yine de. Bir zaman önce bir siyasetçinin “sanatın içine tükürme” söylemi anımsandığında sanata yönetim birimlerinin nasıl baktığını net göstergesi niteliğindedir bu söylem. Ülkemizde sanatı ve sanatçıyı değersiz görme alışkanlığı daha ziyade eğitim birimlerinde sanat konusunda toplumsal olarak yeterli bilgiyle donatılmamış olmamızın da katkısı yadsınmaz bir gerçektir. Birikimi olmayan insanlarımızın, yaratılmış olan sanat eserlerine uzak duruşu ve ilgisiz tavırları bu sebeple yadırgatıcı olmasa gerektir.

Yazılı kültür konusunda, Osmanlı döneminde matbaanın icat edilmesinden 300 yıl sonra ülkemize girişi önemli eksikliklerimizden biridir. Cumhuriyet öncesi geniş çaplı sanat ürünlerine ilgi olmasa da eğitimli elit yöneticiler sanat eserlerine değer vermiş görünmektedir. Osmanlı döneminden Cumhuriyet Türkiye’sine geçildiğinde savaş yorgunu toplumdan beklenen yaşamsal sorunların öncelikle ele alınması olmalıdır. Aynı dönemde eğitim seviyesinin son derece düşük oluşu da dikkate alındığında sanat konusunda böyle bir toplumdan duyarlılık beklemek hayalci bir yaklaşım olmalıdır. Cumhuriyet döneminde Atatürk’ün ileri görüşü sayesinde, eksikliği görülen eğitim ve sanat konusunda ülkemize katkı yapacak kişiler belirlenmiş yurtdışına eğitim almak ve bilgilenmeye gönderilmiş dönüşlerinde ülkemizin eğitim ve sanat konusuna öncülük etmeleri düşünülmüştür.

 

Yazılı kültürü yaşamakta geç kalmış olan ülkemizde okuryazarlık geçen yıllar içinde ilerleyebilmiştir. Ancak eğitim sistemimizde ezbercilik ağırlıklı olduğundan verilen eğitimle entelektüel birikimli insanlar ne yazık ki yetiştirilememektedir. Sanat ürünleri konusunda dış kültürlere öykünen ülkemiz, kendine has sanat yapıtlarını ortaya çıkarabilmek için ne yazık ki 19. Yüzyılın sonunu beklemek zorunda kalmıştır. Ülkemiz koşullarından etkilenerek, bize özgü sanat eserlerinin ortaya çıkarılması ise halkımız tarafından pek destek görmemiş bazı zamanlarda hakarete bile maruz bırakılmıştır. Sanat, yön gösterme görevi yanında var olan toplumsal kültürlülüğün yaşatılması ve geliştirilmesi bağlamında toplumun vizyonunu geliştirici olarak son derece önemli bir misyon üstlenmektedir. Ülkemizde sanat yapmanın ne kadar zor hatta aç kalmayı göze almakla eşdeğer olduğu bilinmektedir. Yazılı kültürü tam olarak yaşayamadan görsel kültür baskısı altında kalan halkımızın, sanat ve sanatçılar konusunda pek de duyarlı olamadıkları görülmektedir. Sanat eseri üretmek için devletimizin desteği yeterli olmadığı gibi yönetimlerin sanata ve sanatçıya bakışları siyasal kimliklerine göre değerlendirildiğinden ki çoğu zaman devlet destekten ziyade köstek durumunda olmaktadır. Böylesi bir ortamda sanatçıların sanat ürünleri yaratımı isteksiz ve yetersiz kalmaktadır. Sanat’a uzak kaldıkça toplumumuzun değer yargıları gelişmeyecek körelecektir.

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA