banner10

Çok zor günler geçiriyoruz, vaktiyle …

Öncelikle geçen zor günlerin farkında olmamız gerektiğinin altını çizerek, bu süreci atlatmaya çalışan kişilere daha fazla güç dileyerek ve hayatını kaybedenlere ise inanışlarına göre rahmet dileyerek başlamak istiyorum.

Dünyaya geldiğimizde alınabilecek en sağlıklı şekilde nefes alarak başlıyoruz serüvenimize ..

Maalesef ki, zamanla nefes alışverişimizdeki değişimler, yaşam kalitemizi doğrudan etkilemektedir. Çocukluktan yetişkinliğe yaşam kalitemizi etkileyen yegane sebeplerden biride “ kaygı”. Fizyolojik ve fizyolojik sağlık birbiriyle sandığımızdan çok daha fazla senkronize içindedir. Bu günlerde fizyolojik olarak sağlıklı olan bireylerde , kaygı temelli bazı fizyolojik rahatsızlıklarla karşılaşabiliyoruz.

Kaygı, düşünce sıkışması olarak ele alabiliriz. Varlığıyla, bünyede tetiktelik yaratan bir hücum mekanizması içermektedir. Bahsettiğimiz bu hücum mekanizması içerisinde sadece düşünceler, duygular değil aslında tüm iç organlarımızda vardır.

Kaygı anında;

  • Çevremizde olan biteni görebilmek için gözbebeklerimiz büyür
  • Kan dolaşımını hızlandırmak adına kalp ritmimizde artış olur ve nefes alışverişi denge halinden, hücum haline geçer
  • Tükürük bezleri, “ şu an bana ihtiyacın yok” der ve işlevini durdurur
  • Akciğer, vücuttaki oksijen alımını hızlandırmak adına, nefes alışverişini hızlandırır
  • Böbreküstü Bezleri, adrenalin deposu olan bu bölge, enerji patlaması sağlamak için devreye girer.

Daha bir çok açıdan ele alınabilecek kaygının haritasında aslında bende en göz önünde olanları ve kaygının fizyolojik etkilerini ortaya koyan görüntüsü bunlardır.

İşin sonu, tehdit ya da tehdit olarak atfettiğimiz her şeye karşı bir kaygı geliştiririz. Bu kaygı sırasında, sadece beynimiz değil. Saç derimizden parmak ucumuza kadar uzanan tüm süreçler devrede ve aktiflerdir. Tüm bu süreçleri kalbin kan pompalama görevine bağlamak istiyorum. Yani nefes almak!

Nefes, sayesinde ………….    “ Noktalı alanı, hayattaki bütün gerçekliklerle doldurmamız mümkün”

Olabildiğince steril bir şekilde atlatmamız gereken bu süreçte, biliyorum ki herkesin izni olmadan evde oturma imkanı yok. Fakat mümkün olduğunca az temas ile günü atlattıktan sonra evde yapabileceğiniz bazı aktiviteler önermek istiyorum.

Bunlardan ilki, nefes çalışmaları, tüm gün dışarıda ya da evde kaygı ile mücadele ederken, gününüzün bir kısmını internetten bulabileceğiniz “ meditasyon, yoga vb.” programlarla vücudunuzu denge durumuna getirebilirsiniz.  İkincisi, yaptığınız nefes egzersizi öncesi ve sonrası olmak üzere kaygılarınızı bir kağıda yazmak. Üçüncüsü, yazmış olduğumuz kaygıların karşılarına alternatif olarak oluşturabileceğiniz düşünceleri yazabilirsiniz.

Bu şekilde kaygılarınıza hem duygunun içerisindeyken hem de duygudan nefes ile uzaklaşmış olduğunuz zaman diliminde bakmış olacaksınız.

Kaygı, duygudur.

Kaygı, bezelyedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner6