‘ŞİDDETİN SEBEBİ EKONOMİK GÜÇSÜZLÜK’

ÖZEL RÖPORTAJ / NAZİLE AKARSU

Son dönemde yeniden artışa geçen kadına şiddet olaylarını Av. Betül Uruk’la konuştuk

Pandemi süreci herkes için zor geçti. İnsanlar uzun bir süre evden çıkamadı. Bu dönemde kadına şiddet olaylarında bir tırmanma yaşandı mı?

Pandemi sürecinde Sakarya’da her zamankinden daha fazla bir başvuru almadık. Bu anlamda Sakarya’da şiddettin pandemi sebebiyle arttığını söyleyemeyiz. Ancak şiddet mağduru kadınlar, şiddet uygulayan aile bireyi ile aynı evde kalarak şiddete daha fazla maruz kalmış olabilirler. Haklarına erişimde güçlükler yaşanmış olabilir, bu sebeple başvuru yapılamamış da olabilir. Bu sürede Sakarya’da olmasa da Türkiye genelinde kadın cinayetleri işlenmeye devam etti. 11 Mart-20 Mayıs tarihleri arasında 33 kadın cinayeti işlendiği bilgisini aldık. Haziran ayının ilk yarısında da kadın cinayetleri işlenmeye devam etti. Bu halen çok korkutucu bir tablo. Kadın cinayetlerini durdurma konusunda yol alamadığımızı düşünüyorum.

Kadınlar neden şiddet gördüğü insanın yanında kalıyorlar? Sosyal ve ekonomi açıdan sebepleri var mıdır?

Bunun temel sebebi kadınların ekonomik açıdan güçsüz olmalarıdır. Elbette sosyal sebepleri de var. Kadınların gördüğü şiddeti utanması sebebiyle açığa çıkaramaması, ailelerin, kadınlara şiddet gördüğü ilişkisinden çıkarken destek olmaması ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği kapsamında şiddet gören kadını değil de, aileyi ayakta tutma düşüncesini sosyal sebepler olarak sıralayabiliriz. Kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesi için 2011 yılında İstanbul’da görüşülerek imzalanan İstanbul Sözleşmesi, imzacı devletlere önemli sorumluluklar yüklüyor. Bu anlamda sözleşmeye göre mağdur kadınlar hizmetlerden yararlanır, bu hizmetler failden ekonomik olarak bağımsız olmayı sağlamak üzere finansal güvenliği de sağlamaya yöneliktir.

Kadına yönelik şiddete karşı alınan önlemler yeterli mi? Neler yapılmalı?

İç hukukumuzda kadını veya yalnızca kadını değil, şiddet gören her bireyi 6284 Sayılı yasa ile koruyoruz. Bu kanuna istinaden illerde Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri kuruldu. Bu merkezler Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürlükleri’ne bağlı. Şehrimizde de iyi işleyen bir ŞÖNİM’e (Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi) sahibiz. Bizler Kanunun uygulamasından memnunuz, ancak geliştirilmeli. Öncelikle herkes 6284 Sayılı kanunun gerekli olduğunu ve mağdur kadını koruduğunu kabul etmeli. 6284 sayılı kanun aileyi bölmüyor, aksine şiddet gören mağduru şiddet uygulayan bireyden koruyor. Bu sebeple 6284 Sayılı kanun herkesin güvencesidir. Bir ailede şiddet varsa orada aile yoktur. Mağdur kadını, şiddet gördüğü ailesi içerisinde koruyamayız. Bu kanunun yanında ek olarak yürürlüğe koyduğumuz uluslararası sözleşmelerin gerekleri de yapılmalı. Ki her zaman dile getiririz. Bu sözleşmeler içerisinde İstanbul Sözleşmesi önemli bir yer tutar. Sözleşmeye göre devletin kadına karşı her türlü ayrımcılığı önlemek, kadınları ekonomik açıdan güçlendirmek ve destekleyici önlemlerin alınmasını sağlamak gibi yükümlülükleri vardır. Bu yükümlülükler yerine getirilebilir. Ayrıca belediyeler kendilerine yüklenmiş yükümlülükleri yerine getirmelidir, örneğin büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 100 binin üzerindeki belediyeler, kadınlar ve çocuklar için sığınma evleri açmak zorundadır. Bunun yanında en önemli ihtiyaçlardan biri de kreş desteğidir. Belediyeler, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürlükleri de kreş imkanı sağlamalıdır.

Şiddet içerikli dizi ve filmlerin toplumdaki şiddet olaylarında etkisi nedir? Siz bu konudaki denetimleri yeterli buluyor musunuz?

Açıkçası şiddet içerikli dizi ve film yapılacaksa, burada amaç toplumu aydınlatmak olmalıdır. Şiddetin kanıksandığı değil, aksine şiddetin kanıksanmayan, hak edilmeyen, mağdurdan kaynaklanmayan, şiddet uygulayanın kendisinden kaynaklanan zarar verici eylemler olduğu, utanılmaması gerektiği, mağdurda ve aile bireylerinde psikolojik yaralar açtığı ve tabii ki şiddet uygulayanın devlet eliyle cezalandırıldığı alanlara vurgu yapılmalıdır. Dizilerin eğitici çizgiyi yakalaması biraz zor. Şahsen ülkemizdeki dizi ve filmleri şiddet konusunda özendirici buluyorum. Bu tarz dizi ve filmler yapılmamalı. Yapılsa da denetimi sıkı olmalıdır. Televizyonlarda şiddet uygulayanın devlet eliyle cezalandırıldığı, şiddetin mağdurun kişi hak ve hürriyetlerine alenen bir tecavüz oluşturduğuna dair kamu spotları yaygınlaştırılabilir. Mağdurlara şunu telkin etmek gerekir, “Şiddet hak edilmez, şiddet karşısında ses çıkarın!”

Zaman zaman haber bültenlerinde şiddet temasının öne çıkarıldığını görüyoruz. Medya organlarına bu konuda ne tür sorumluluklar düşüyor?

Tabii medya çalışanlarına bu konuda önemli görevler düşüyor. Öncelikle duyarlı bir dilin kullanılması gerekir, haberi hazırlayan ekibin haberin dili konusunda eğitim almış olması gerekiyor. Şiddeti, şiddetin her türlüsünü gizleyemeyiz, haber yapmazsak üstünü örtmüş oluruz ve kamuoyu oluşturamayız. Ancak aynı zamanda da bu haberler ile şiddeti sıradan, olağan, alışılmış bir durum haline getirmemeliyiz. Örneğin, ‘Ayrılmak istediği için öldürüldü’ ya da ‘Namus cinayeti işlendi’ şeklinde haber yapıldığında bu şiddete meyilli olan kişilerde namus cinayetinin işlenebilirliği algısı yaratıyor. Ayrılmak istemeyen kişi, cinayet işlemeyi kendine bir hakmış gibi görüyor. Bu toplum bilimciler, sosyologlar ve psikologlar eşliğinde tartışılmalı. Örneğin, “Namus cinayeti işledim dedi” şeklinde başlık atmak yerine, cinayetin namus sebebiyle işlenmiş olması Türk Ceza Kanunu bakımından ağırlaştırıcı bir haldir, şeklinde bir başlık atılabilir. Buraya vurgu yapılabilir. Bizler medya mensuplarına haberlerin hukuki boyutunda elimizden gelen desteği vermeye hazırız.

Şiddet gören kadınların Sakarya’da başvurabileceği yerler var mı?

Şiddet gören kadınlar Sakarya’da 6284 Sayılı Kanundan yararlanmak için emniyete, savcılığa, adliyelerin aile mahkemelerine, kaymakamlıklara ve valiliklere, baroların adli yardım merkezlerine, kadın hakları merkezlerine, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı il müdürlüklerine ve tabii ŞÖNİM’lere (Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi) başvurabilirler. Yine bakanlığın aile içi şiddet hattı, sosyal danışma hattı, jandarma ve polis aranabilir. Şiddettin tüm türleri Türk Ceza Kanunu bakımından da belirli suçları oluşturur aynı zamanda.

Şiddet gören kadınların çoğu korktukları için sesini çıkartamıyor. Bu durumdaki kadınlar nasıl bir yol izlemeli?

Şiddet saklanacak bir durum değil. Şiddet gören kadının ekonomik, psikososyal ve hukuki birçok ihtiyacı var. Devlet ekonomik anlamda kadınları güçlendirici projeler yapmalı. Bunu bir yana bırakırsak, medyada yazılı ve görsel basında, şiddete karşı ses çıkarılması öğütlenebilir. Ülkemizde her ne kadar konuk evi sayısı yetersiz olsa da, şiddet durumunda korunmaya muhtaç kadınlara sağlanan destekler gündeme getirilebilir. Kadınlar 6284 Sayılı Kanunun kendilerine sağladıkları korumadan yararlansın. Bunun için bilgi edinmek istiyorlarsa baroların kadın hakları merkezlerine başvurabilirler. Yeri gelmişken sığınma evi ve kreş desteği ihtiyacımızı bir kere daha dile getirelim. Sakarya ilçe belediyelerine sığınma evi açmaları hususunda bir kere daha çağrı yapalım.

Sakarya’da pandemi sürecinde kaç kadın şiddet gördü? Kaç kadın cinayeti işlendi?

Sakarya’daki şiddet verileri, pandemi süreci öncesindeki veriler ile aynı seyretti. Herhangi bir artma ya da azalma olmadı. Bu sürede şehrimizde kadın cinayeti işlenmedi, ama Türkiye genelinde işlendi maalesef. Şiddet başvurularının artmamasında pandemi koşullarında haklara erişimin güçleşmesinin etkisi olabilir. Baro olarak acil başvuru numaraları paylaşıp, kadınlarımızı şiddet gördüğü kişinin şiddetine boyun eğmemeye çağırsak da, tarafımıza her zamankinden fazla bir başvuru gelmedi.

Siz Sakarya Barosu olarak kadına şiddete karşı neler yapıyorsunuz?

Biz Sakarya Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak, bilinçlendirme çalışmaları yapıyoruz. Katıldığımız seminerlerde katılımcılara kanunları anlatıyoruz. Şehrimizde bir baro var, bu baronun bir adli yardım merkezi, bir kadın hakları merkezi var diyoruz. Şiddet anında ilk yapılması gerekenlerden bahsediyoruz. Emsal dosyalara müdahil olarak hukuki süreçlerde failin gereken cezayı alması için elimizden geleni yapıyoruz. Merkez olarak ayrıca, Sakarya Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi’ne haftalık olarak gönüllü danışmanlık hizmeti veriyoruz.

İlgili Galeriler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner6