DARBENİN TANIKLARI O GÜNLERİ ANLATTI

ÖZEL HABER / İREM KAPLAN

Yüzlerce kişi gözaltına alındı, işkenceler günlerce sürdü, 49 kişi idam edildi

KARANLIK GÜNLER

12 Eylül 1980 darbesi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren başkanlığında gerçekleştirildi. 12 Eylül 1980 Darbesi, 27 Mayıs 1960 ve 12 Mart 1971 askeri müdahalesinin ardından gerçekleşen üçüncü askeri müdahale olarak tarihe geçti. Sağ ve sol çatışması bahane edilerek gerçekleştirilen darbe sonrası resmi rakamlara göre 650 bin kişi gözaltına alındı. 1 milyon 683 bin kişi fişlendi, 14 kişi cezaevlerindeki açlık grevleri nedeniyle, 171 kişi sorgularda ve cezaevi işkencelerinde can verdi.  Darbe döneminde 49 kişi de idam edildi. Muhabirimiz İrem Kaplan, darbenin 40. yılında o günleri yaşayan vatandaşlarla konuştu. Darbe tanıkları 1980 Darbesi’ni 15 Temmuz kalkışmasından çok daha kötü hatırılar bıraktığını dile getirdi. 

ÇOK ZOR GÜNLERDİ

12 Eylül 1980 Darbesi’ni yaşayan Abdülhamit Öz, “15 Temmuz’la 12 Eylül’ü karşılaştırmak mümkün değil. Allah bir daha o günleri yaşatmasın. Çok zor günlerdi. Bizim gençliğimize denk geldi 80 darbesi. Zor oldu, ama atlattık. 12 Eylül döneminde çarıktan şapkaya kadar yasak konuluyordu. Önemli olan güzel yaşamak, insanca yaşamak demek istiyorum ben. Şimdi polemiğe girsem ne ile karşılaşacağımı bilmiyorum. İnsanlar bu dönemde konuşmaya korkar oldu” ifadelerini kullandı.

İŞKENCE VE HAPİS

Harun Topçu, “Ben o zamanlar 20 yaşında askerdim. Kimliksiz yakalananlar Selimiye Kışlası’na gidiyordu. Gidenlere 3 ay sonra anca ulaşılabiliyordu. Askeriyeye hep savcılar, hakimler bakıyordu. Bazı insanlar işkence gördü. Çoğu insan da masum oldukları halde içerde tutularak hapis yattı. Maddi açıdan çok büyük darda kalındı. Kenan Evren’in bir cümlesi var asla unutmam, ‘Bir baba 9 çocuğuna bakacak, lakin bundan sonra 9 çocuk 1 babaya bakamayacak’ demişti. Bu cümleyi canlı yayında söylemişti o zamanlar. Ben mesleğimi yaparken vicdanım ve görevim arasında gidip-geliyordum. İşimiz hiç kolay değildi” dedi.

TEKNOLOJİ ETKİSİ

1980 darbesiyle 15 Temmuz kalkışmasını kıyaslayan Topçu, “Geçtiğimiz yıllarda 15 Temmuz kalkışmasında bulundular. Bu da bir darbe evet, ama burada bir kalkışma oldu. Kısa sürdü, çünkü sadece bazı kesimler için geçerli olan bir girişimdi. Bir de 12 Eylül döneminde bir tek TRT-1 vardı, başka kanal yoktu. Bu tek olan kanalı da ele geçirdikleri için olay bitmişti. Günümüzde teknoloji var. 15 Temmuz’da başkan bu teknolojiyi çok iyi kullandı, canlı bağlantılar yaptı. Halk sokağa davet edildi, halk da riayet etti ve olay kendiliğinden çözüldü. Kısaca teknoloji ile birlikte darbenin durumu değişti. Halk da başkana sahip çıktı” dedi.

İNSAFLARINA KALMIŞTIK

Nuri Özgül, o yılları anlatırken;  “1980 döneminde Kenan Evren istila ettiğinde, darbe yaptığında ben 16-17 yaşlarımdaydım. Asker bizi dipçik ile topluyordu. Nezarethanelere atılıyorduk. Sokağa çıkma yasağı vardı. Hiç kimse eşikten dışarı adımını atamıyordu. Dışarı çıkanı da zaten sorgusuz-sualsiz içeri alıyorlardı. Eğer sesimizi çıkarmazsak dayak yiyorduk. Şiddet uyguluyorlardı. Tekrar serbest bırakılmamız tamamen başımızdaki rütbelinin insafına bağlıydı. Kaçacak delik arıyorduk. Ekmekleri kaymakamlık karne ile dağıtmaya başlamıştı. Ne ekmek bulabiliyorduk, ne de yemek. Askeriye ne derse halk onu yapmak zorundaydık” dedi.

‘TIR’IMLA YOLU KAPATTIM’

Özgül, “Çok zor bir gençlik geçirdik. Allah’a şükürler olsun 80 darbesini atlattıktan sonra yürümeye başladık. Rahmetli Turgut Özal iktidara geldikten sonra insanların gözleri açılmaya başladı. Bu şekilde günümüze kadar gelebildik. 15 Temmuz’a değinmek gerekirse, 12 Eylül’le karşılaştırılamayacak kadar basitti. Halkımızdan dolayı ve teknolojinin varlığından dolayı askeriyeye karşı çıkabildik. Ben 15 Temmuz’da da yollardaydım. Ben kendi TIR’ım ile yolu kapattım. Askeriye geçemesin diye yaptım bunu. O gecenin sabahına karşı her şey bitmişti. Polisler ve halk olarak iç içe mücadele edip başardık” şeklinde konuştu.

‘MANEVİ OLARAK YIKILDIK’

Vedat Yur, “Ben 1980 darbesini birebir yaşadım. O zamanlar şu anda işlettiğim kahvehaneyi çalıştırıyordum. Kahve açıldığı zaman biz ayak seslerini duyardık, darbenin başladığı sabah ben ayak seslerini duymadım. Dedim herhalde kahvemiz kapalı kaldı. Aşağı indim, bir baktım yolun kenarında 4 tane asker var. O zamanlarda ben ve eşim 19 yaşlarındaydık. Asker bana, ‘Neden dışardasın?’ diye bağırdı. Ben kahvehanemi açacağımı söyledim. O zamanlar sadece TRT-1 vardı. Bu zamandaki gibi sayısız kanal yoktu. Aldığım cevap beni şaşırtmıştı. Asker bana ‘Yürü lan evine, darbe oldu haberin yok mu?’ dedi. Eve gittim, rahmetli anneme olayı anlattım. Hemen televizyonu açtık. Benim annem Osmanlı kadınıydı, yardım etmeyi severdi. Askere kıyamadı, ‘Onların karnı açtır’ dedi. Yemek hazırladı. Askerler kahvaltılarını yaparken kahvehanemin ışıklarını söndürmek istedim. Işıkları kapatmama dahi izin vermediler. Ben onlara kahvaltı götürdüm, onlar benim ışıkları kapatmama izin vermediler. Manevi olarak yıkıldık. O dönem ne kadar sürmüştü net olarak hatırlayamıyorum. Lakin 15-20 gün evlere kilitlediler bizi bunu net hatırlıyorum” şeklinde konuştu.

DÜNYALAR KADAR FARK VAR

Vedat Yur açıklamalarının devamında; “Biz okul okumadık, çocukluğumuzdan beri esnaflık yapıyoruz, bu çileleri çektik. Sonra bir kanun çıktı. ‘Akşam saat 17.00’de kahvehanelerinizi açacak, gece saat 24.00’de kapatacaksınız’ diye. Bir müddet böyle devam ettik. Fakat askerler hep denetim üstündeydi. Bizim politikadan anladığımız yoktu. O zamanlar oy da kullanamıyorduk. Bu tür sıkıntılar yaşadık. Bu nedenle 15 Temmuz’a darbe diyemem. 15 Temmuz’da ben devre mülke gidiyordum; 85 kilometrede 8 tane leopar gördüm yolda. Güpegündüz nereye gidiyorsun diye sormazlar mı insana? 15 Temmuz’la 12 Eylül arasında dünyalar kadar fark var. Biz kafayı evden dışarı çıkaramazdık. 12 Eylül hükümete, 15 Temmuz halka yapılan bir darbeydi” şeklinde konuştu.

‘SAKALLILARI TOPLUYORDUK’

Hikmet Uysal, “12 Eylül darbesinde ben Konya’da askerdim. Konya’da sivile baskı çok fazla yoktu, ama bize sakallı insanları toplattırıyorlardı. Albay sadece sakallı insanları içeri almamızı istiyordu bizden; biz de sakallı kim varsa tutup kolundan götürüyorduk. Buna anlam veremiyorduk. Vatandaş askerleri sevmezdi. Ayrıştırmalar çok fazlaydı tüm bunlar siyasi görüş farklılıklarından kaynaklanıyordu. 15 Temmuz darbesi deyip duruyorlar şimdi; ben inanmıyorum. Böyle darbe olmaz. 15 Temmuz tamamı ile insanları birbirinden ayırmak için yapılan bir girişimdi” dedi.

İlgili Galeriler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner6