Merhaba değerli okuyucular,

Ben Nuri Demirağ Özel Havacılık ve Teknoloji Lisesi Biyoloji Öğretmeni Maaz Keserci. Her Çarşamba sizinle eğitimi ilgilendiren herşeyi konuşacağız.

Doğduğumuz günden, öleceğimiz güne kadar hayat boyu süren bir eğitim-öğretim faaliyeti içindeyiz.

Hayatımızın büyük bir kısmı öğrenmek ya da öğretmek ile geçer.

Önce aileden öğreniriz. Sonra okullardan ve tabi ki öğretmenlerden öğrenmeye başlarız.

Sadece bu değildir öğrenme işi. Evde penceremizden izlediğimiz bir çocuğun yerdeki çöpü çöp tenekesine attığını görünce de öğreniriz.

Ya da bir yoksula el uzatan bir yardımsever de olabilir o pencerede, hatta karısını döven bir adam bile görebiliriz.

Hangisini öğrendiğimizi nasıl anlayabiliriz? Hayatımızda iz bırakan şey hangisi ise onu öğrenmişizdir.

Daha önemli bir soru?

Ama neyi öğreniriz, kim için öğreniriz ya da niçin öğreniriz. Bu sorunun cevabını sanırım üç yıllık meslek hayatımda öğrenmiş oldum. Yani kazanmaya başladıktan sonra...

Eğer yardımsever olmayı öğrenmek, yere çöp atmamayı öğrenmek bize para kazandırmıyor ise bütün bunları öğrenmeyi red ediyoruz.

Çünkü...

Sadece kendimiz için öğrenmek istiyoruz, çünkü iyi arabalara binmek, marka kıyafetler giymek,lüks mekanlarda oturmak, güzel kızlar ya da yakışıklı erkekler ile arkadaşlık yapmak için öğreniyoruz.

Öğreniyoruz derken yanlış anlaşılmasın, bütün bunlara kısa yoldan sahip olmak için kolay para kazanma yollarını öğrenmeye çalışıyoruz.

Yani öğrenmek için bir Freud'u okumuyor, Oscar Wilde'den bir pasaja göz gezdirmiyor. Aristo'yu merak etmiyor, Mimar Sinan'ın eserini görmek için heyecanlanmıyoruz. Yani entelektüel olmak istemiyoruz. Çünkü işin ucunda para yok.

Peki gerçekten öğrenmek için ne yapıyoruz, nerelere gidiyoruz ve kendimize neler katıyoruz.

Geçen öğrencim ile konuşurken; ‘Yahu biraz da kendini geliştirebileceğin alanları tercih et’ dedim.

Bana demez mi?

‘Hocam kafeden başka bir şey yok’ diye.

Bende merak edip küçük çaplı bir araştırma yaptım Sakarya’da kafe sayısı 110 kültür sanat ve etkinlik alanı sayısı sadece dört, hadi olsun beş. Kime hak vereceğimi kime akıl vereceğimi şaşırdım.

E efendim çay kahve de mi içmeyelim? Tabi ki içelim. Ama o bir fincan kahvenin ekimden hasada oradan harmana oradan da kafeye gelip önümüze konuncaya kadar geçen süreç içerisinde birfincan Türk kahvesi için 250 LT su tüketildiğini bilerek içelim...

İşin özü öğrenme işini sadece kendimiz için yaparsak yalnızca para kazanmış oluruz. Eğer öğrenme ve tabi ki öğretme işini toplum için yaparsak toplu taşıma araçlarında dakikalarca yüksek sesle telefon ile konuşan değil, elindeki çöpü çöp kutusu buluncaya kadar dakikalarca cebinde taşıyan nesiller yetiştiririz.

Bu vesile ile genç ve yaşlı demeden kendilerinden haberli ya da habersiz bir şeyler

öğrenebildiğimiz herkesin Öğretmenler Gününü kutlarım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Münire 2 hafta önce

Tebrik ederim hocam???? günümüzün sorunlarına deginmeniz beni çok sevindirdi.Yolunuz açık olsun.

Avatar
Emircan ASLAN 2 hafta önce

Ne güzel ki toplu taşıma aracında sessiz telefonla konuşan benim.
Ne güzel ki elimdeki çöpü çöp kutusuna kadar taşıyan benim.
Ama kısa yoldan para kazanmayı da haketmiyor değilim ???? Teşekkürler Maaz Bey

Avatar
9D 2 hafta önce

Gerçekten doğru hocam Güzel bı yere değinmişsiniz

Avatar
Mesut Ç. 1 hafta önce

Hocam çok güzel bir konuyu kaleme almışınız. Hayatı doğru okumalı hepsinden önemlisi doğru yaşamalıyız. Yüreğinize sağlık ÖĞRETMENİM...

banner5

banner6