SON DAKİKA

Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi
reklam
Aydın Göle

NADİDE BİR AŞK 2

NADİDE BİR AŞK 2
Bu haber 06 Aralık 2018 - 10:50 'de eklendi ve kez görüntülendi.

HAYATIN TATLARI VE HAYATIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

İlk bölüm şöyle bitmişti: “Araya istiklal savaşı girer. Ardından ülke kurtulur ve cumhuriyet kurulur. Delikanlı Hariciye bakanlığına girer, Lozan barış görüşmelerinde İnönü’nün özel kalem müdürü olur. Ama sıkı durun bir terslik beklemektedir onların aşkını. Hangi aşk terslikle karşılaşmamıştır ki? Aşkı sınamak şart mıdır acep? Hariciyecilerin eşi yabancı olamaz kanunu çıkar. İnönü, Ahmet Naci Beyin durumunu bilir ve takdir de ettiği delikanlıya acır. Eşinden boşanmasını, boşandıktan sonra da birlikte yaşamasını, mesleğine devam etmesini önerir. Ama ne olursa olsun; aşk varlığını sürdürecekse akan su gibi bir yolunu bulur. Üstelik seven adam gururlu olur, eşini küçük düşüremez. Ahmet Naci Bey bu öneriyi hakaret sayar. Kendisi için ailesini, memleketini, dinini terk eden eşi için mesleğinden, dolayısıyla memuriyetten ayrılır.” Devam edelim.

 

O dönemlerde her yerde iş mi vardır? Memur değilseniz doğru dürüst iş bulamazdınız. Ticaret yapmaya da eğiliminiz yoksa yanardınız. Yandılar da.. Ahmet Naci Bey karınlarını doyuracak iş bulamadı. Gümüşler derken, köşk, ardından değer eden ne varsa satılarak yaşamaya çalıştılar. Sonunda kiracı olarak gecekondulara kadar düştüler. Çocukları oldu. Çarşafları yırtıp çocuk bezi yaptılar.

 

Bir eli yağda bir eli bağda yaşamış olan Ahmet Naci Beyin, eşinin dik duruşundan, durumdan hiç şikâyet etmemesinden dolayı aşkı artar, eksilmez. Gelgelelim kahrından alkole başlar. Gün geçtikçe çalışamaz duruma düşer ve daha fazla sefalet çekerler. Ama dillere destan olacak kadar da mutluydular.

 

Dilimizde “Nadide” az bulunur demektir bilirsiniz. İngiliz anne de gerçekten az bulunur, ismiyle müsemma dedikleri türden bir kadındı. İnsanlığına diyecek yoktu. Yoksullukla kıyasıya savaştıkları sırada bile hastaneden atılmış iki çocuklu bir anneyi yanlarına alır. Bir nineyi sokakta dilenmekten alıp yıkar paklar, yatağına yatırır, aylarca ona bakar. Bir Fransız ülkemizde kaçak yaşarken dara düşünce ona da sofrasında yer verir.

 

İşte böyle nadide bir anneden başka çocuklarına kuru ekmeği başkalarıyla bölüşmeyi kim öğretir? Öğrendiler mi? Evet! Hem de iliklerine kadar öğrendiler.

 

Kimden duymuşlar, nasıl öğrenmişler kim bilir, umulmadık bir gün görevliler gelir İngiltere Elçiliği’nden. Çocuklarıyla birlikte İngiltere’ye geri dönerse, eğitimlerini üstleneceklerini, kendisini sosyal güvence kapsamına alınmasını sağlayacaklarını söylerler. Nadide hanım Eşinin, çocuklarının Türk olduğunu, onları burada babalarıyla yaşatacağını, kendisinin onlarla yaşayarak öleceğini, kendisi için hayatını feda eden eşini hiçbir şeye değişmeyeceğini söyleyerek gelenleri kovar. Hayatları perişandır ama aşkları bu kadar sağlamdır işte.

 

Cumhuriyet yeni kurulmuştur. Cumhuriyeti yaşatmak ve yüceltmek herkesin en büyük arzusudur. Millet ve yöneticiler idealisttirler. Geleceği birlikte inşa etmenin haklı gururunu taşırlar. Yoksul ailelerin çocukları da aynı fırsatlardan yararlandırılır  (cumhuriyet tarihi boyunca). Okumaya niyetli olan okutulur, yetenekli olanlar konservatuara gönderilir. Aziz Sancar gibi bilim adamı, Yaşar Kemal gibi yazar ve daha birçok dalda kaliteli, eğitilmiş insan yetiştirilir.

 

Ahmet Naci Bey de adam gibi onurlu yaşar ve bir süre sonra ölür. Nadide hanım İstanbul’da kızının yanında zatürreden hayatını yitirir.

 

Kızına sonsuz güvenir küçük oğlunu çok sever.

Bu aşkına sadık muhteşem kadının çocukları, hepimizin bildiği tiyatro sanatçıları Yıldız ve Müşfik Kenter’di.

 

 

SON

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA