’’Eğer bir yıl süren refah istiyorsanız ‘tahıl’ yetiştirin.

On yıl süren refah istiyorsanız ‘ağaç’ yetiştirin.

Yüz yıl süren refah istiyorsanız ‘insan’ yetiştirin’’.

Nizamü’l-mülk Siyasetname adlı eserinde herkesin liyakatince istihdam edilmesi gerektiğini söyledikten sonra âlimlerin sözünü anımsatır: “Liyakatli ve tecrübeli bir köle, bin evlattan evladır.”

Çağımızın kayırma hastalığından ne zaman kurtulacağız? Kendi hısım akrabalarımızı layık olmadıkları makamlara getirmek için daha kaç kişinin hakkına tecavüz edeceğiz?

***

Arapça ‘lyk’ kökünden gelen liyakat sözü, ‘layık olma’ anlamına geliyor. Biraz daha Türkçeleştirirsek ‘yakışmak’, ‘yaraşmak’ veya ‘uygun olmak’ diyebiliriz.

Peki ‘Bir kişi, bir işe nasıl yakışır, hangi nedenlerle uygun veya layık olur?’, ‘Bir kişinin liyakatini, yani göreve ne derece layık olduğunu nasıl değerlendirebiliriz?’.

Eğer bir kişi yapacağı işe uygun bir eğitim almışsa, bu konuda farklı görevler üstlenerek deneyim elde etmişse, daha önceki görevlerinde başarılı olmuş ve çalışma arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kurabilmişse bu kişi için liyakatten söz edebiliriz.

Aksi takdirde, layık olmadığı ve deneyimli olmadığı işe getirilen insanlar, gerçekte layık olanların hakkına tecavüz etmiş olmaktadır.

Geçmişte bu manada birçok olumsuz örneklerini gördüğümüz cemaat yapılanması bu ülkenin altını üstüne getirerek birçok insanın hakkına tecavüz etmiş, canlar yakmış, gerçek liyakat sahiplerini bir şekilde sistem dışına itmişlerdi.

Birçok insanın ocağı dağılmış, yuvaları yıkılmıştı.

Bu kanı bozuklar o kadar gemi azıya almışlardı ki, 15 Temmuz gecesi Ülkemizin huzuruna tecavüz etmek için darbe girişimi gerçekleştirmişler.

Allah c.c’nin yardımıyla muvaffak olamamışlardı.

251 kişinin şahadeti ve iki bin küsur kişinin gazi olmasıyla sonuçlanan hain kalkışmanın sosyolojisini incelediğimizde tamda yazımıza konu olan liyakatsiz insanların göreve getirilmiş olması gerçeği ile karşılaşır olduğumuzdur.

Onlar, Man kurt gibi beynini, aklını hainlere kiraya vermiş, toplumda saygınlık çağrıştıran ünvanlı bir sürü meslek mensubu satılmışlardı.

Özetle layık olmayan insanları, ülkeyi istila etmek için, soruları çalma, girmedikleri imtihanlardan girmiş gibi göstererek mezun etmek marifetiyle hainler ordusu oluşturulmuş, ülkemizin başına bela edilmişti.

Bu kadar olumsuzluklardan çıkartmamız gereken onca ders varken maalesef görüyoruz ki, eski alışkanlıklar tüm hızıyla devam etmekte.

Yakın geçmişimizde onca olumsuzluklar varken nasıl olurda hala bariz olan bu hatalara düşmekte ısrar etmekteyiz?

İnsan yönetim kaynaklarının tüm alanlarında adam kayırmacılık hat safhaya ulaşmış, liyakatsiz insanlara köşe başları teslim edilmiş,

Vatandaşın dertlerini çözmekten ziyade, geciktirmek üzerine kurulu bir sistematik işletilir olmuş.

İyi iş yapanları, enayilikle, Devletin işini sen mi bitireceksin söylemleriyle sekteye uğratmaya çalışılmakta.

İnsan bu her dönem, kendi çapına bakmadan getirildiği görevin bir üstüne ulaşmak için, Allah korkusunu, kul hakkını düşünmeden bir birini karalayıp yol almak istemekte.

Denetim mekanizmaları yeterince işlev icra etmemekte!..

Kamu kurum kuruluşlarında bu şekilde safahat sürüp gitmekle birlikte, yerel yönetimlerde de aynı hatalar ısrarla tekrar edilmekte.

Sanırım yerel yöneticiler, kurumlarında kendilerinden daha zeki olanlarla çalışmaktan ziyade, her şeye tamam efendim, emredersin efendim diyen tipleri tercih etmekteler/enteresan.

Ast olan, ortak akılla yönetilen kurumlar değil midir?

Ortak aklın hakim olduğu, elin parmak sayısı kadar olanları tenzih ederim, lakin liyakatsiz insanları ekiplerine dolduran yerel yöneticilere ne demek lazım?

Emin olunuz, sizleri bu halk böyle çapsız tipleri ekibinize dahil edin diye seçmedi!..

Allah korkusuyla, yönetin, insanlara eşit davranın, adaletli ve insaflı olun diye seçti!..

Ama görüyoruz ki, birçoğu ben yaptım oldu, istişareye kapalı, bir yönetim şekli benimsemekteler.

Bilmiyorlar ki, daha dün seçilmişlerdi ama göz açıp kapayıncaya kadar 8 ay geride kaldı, 5 yıl tamamlandığında da aynılarını konuşur olacağız. Çok uzak değil!

Dolayısıyla zaman kısa, o makamlar kimsenin babasının malı değil! Göz açıp kapayıncaya kadar zaman kuş misali uçup gidecektir.

Yola çıktıklarını, yolda bulduklarına değiştirenler, liyakatsiz insanlarla yönetim tanzim ettiğini sananların vay haline!

Küresel rekabet ortamında, verimsiz bir işletmeyi sonsuza dek, baskıyla veya piyasayı sınırlandırarak sürdürmek de olası değildir.

Onun için liyakatin esas alınmadığı her kurum, bir gün bir yerde duvara toslar.

Bu çarpmanın şiddeti, verimsizliğin sürdürülmesi için uygulanan baskının şiddetiyle doğru orantılı olur.

Liyakatin göz ardı edildiği bir yönetimden, liyakatin esas alındığı bir yönetime geçiş çoğu zaman sancılı olur.

Çünkü hak etmediği koltuklarda oturanlar, bu koltuğu terk etmeleri durumunda bir daha kolayına benzer bir koltuk bulamayabileceklerini çok iyi bilirler.

Karar verme sorumluluğunda olan arkadaşlar iki kere düşünüp, rotalarını halkın refahı, huzuruna katkı sağlamak üzere plan yapmalı, yol arkadaşlarını liyakatli insanlardan seçmelidirler!

Ahbap çavuş ilişkisiyle yönetilen kurumlar günümüz Dünyasında hiçbir değeri olmayan, anlayışın ürünüdür.

Selam ve Dua İle

Ne Zaman İnsan Oluruz

’’doğru, kilise papazından gelse doğrudur

Yanlış, camii imamından gelse yanlış’’ olduğunu anladığımızda

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Niyazi Acar 2 hafta önce

Abi kusurabakma ama görgüsüzlükte had safhada.

Avatar
Ahmet Bayraktar8 2 hafta önce

EyvAllah Başkan doğru diyorsun da, sizin parti kadrolarınızın durumu Ne? Bunların durumunu ne zaman yazacaksın? Bekliyoruz!

banner5

banner6