KADIN

Kim ne derse desin, ülkemiz insanlarının inancı ne olursa olsun, erkek cinsiyetçi görüşü egemendir. En demokrat ailelerde bile bunun izleri bulunabilir. Son günlerin moda deyişiyle LGBT’ci cinsiyetsizlikten söz etmeyeceğim. Yaratılıştan gelen, taşıdığı cinsiyetten ayrı davranma eğilimlerine sözüm yok! Sadece insanın, kadın-erkek tanımıyla ikiye ayrılmasına taraftar değilim. İnsan insandır ve bütün olarak, ikiye ayırmadan değerlendirilmelidir.

Yapılan araştırmalar erkek ve kadın beyinlerinin farkını ortaya koya dursun, bu ayrıma yol açan toplumun mülkiyet anlayışından başka bir şey değildir. Kol ve kas gücüne dayalı makineleşme öncesi tarım ekonomisinin ataerkil yapısı bu görüşün doğmasına yol açmıştır. Dinler bu üretim süreçlerini reddetmemiş, erkek egemenliğini bozmamış, bunun üzerine inşa edilen hayat tarzı kadın erkek ayrımını erkek lehine derinleştirmiştir. Üstelik Hz. peygamberin “cennet anaların ayaklarının altındadır” diyeni, kadına değer veren sözüne rağmen.

Bunu kırmanın yolu feodal alışkanlıkların ve buna bağlı mülkiyet haklarıyla üretim ilişkilerinin değişmesinden geçmektedir. Çağımızda bunun hızla gerçekleştiğini görüyoruz. Bu konuda toplumsal bir kültür oluşması için birkaç kuşak gerekmektedir. Yaşadığımız aile içindeki kadına şiddet ve kadın cinayetlerinin durdurulması, bitmesi buna bağlıdır.  

Sosyal medyadan arkadaşım Ruşen Dilek Özen hanımefendiden ünlü şairimiz Can Yücel’e ait bir yazı aldım. Bu konu üzerine iyi yönde katkı yapabilecek bir yazı. Virgülüne dokunmadan sunuyorum. Tüm hanımların güzel yüreklerine...

*

Altıncı gün dolmak üzereydi. Ve Yaradan hala kadını yaratıyordu. Bir melek çıkageldi.

Yaradana;

- Ötekini, erkeği çok daha çabuk yaratmıştın, buna niye bunca zaman ayırıyorsun diye sordu.

Yaradan yanıt verdi:

- Çünkü buna çok değerli, çok farklı özellikler katıyorum, dedi.

- Örneğin yüzlerce parçadan oluşturuyorum. Ama yine bir bütün olmasını sağlıyorum. Bu yarattığım birçok çocuğa aynı anda sarılabilmeli, Dünyanın her yerindeki çocukları kucaklayabilmeli. Düşen bir çocuğun kanayan dizini de, Yaralı bir yüreği de iyileştirebilmeli..

Melek sordu:

- Kaç eli, kaç kolu olacak?

- Sadece iki.

- İki el, iki kolla mı yapacak bu dediklerini...

- Hepsi bu değil... Kendi yaralarını da kendi sarabilecek. Ayrıca günde 18 saat çalışabilir durumda olacak...

Melek yaklaşıp kadına dokundu…

- Onu çok yumuşak yapmışsın.

- Yumuşak ama aynı zamanda çok güçlü. Gücünü ve kaldırabileceklerini hayal bile edemezsin...

- Düşünmeyi de bilecek mi?

- Yalnızca düşünmeyi değil. Hem sağduyusunu kullanmayı, aklıyla ve yüreğiyle muhakeme etmeyi, hem de mücadele etmeyi, düşüncelerini savunmayı, sorun çözmeyi de biliyor. Bunların yanı sıra, uzlaşmayı da biliyor...

Melek, kadının yanağına dokundu. Eli ıslanınca bu nedir diye sordu.

Rabbim yanıtladı:

- Buna gözyaşı denir.

- Neye yarar?

- Kendini ifade etmeye yarar. Acıyı, kuşkuyu, aşkı, yalnızlığı, onuru, ama aynı zamanda sevinci ifade etmesine yarar…

-Kadının kendini ifade biçimleri sonsuzdur: O, sevinci, mutluluğu ve aşkı yakalayıp, sımsıkı sarılmayı bilir... Haykırmak istediği vakit susabilir; sustuğunda çığlığını duyurabilir; Öfkelendiği vakit gülümseyebilir, ağlamak isteyince tefekkür edebilir. Mutlu olunca ağlayabilir, Korktuğu vakit gülebilir... O inandığı doğrular için sonuna dek mücadele eder; haksızlığa karşı savaşır, çözüm yolunu biliyorsa, ‘hayır’ yanıtını asla kabullenmez.

- Amma çok marifeti varmış!

- Arkadaşı doktora yalnız gitmesin diye ona refakat edendir. Korkan birini gördüğünde, ‘Tut elimi korkma’ deyip, Elini uzatandır... Her düğün her doğum haberine mutlu olandır. Tanıdığı ya da tanımadığı amma kendine yakın bildiği her ölüm haberine kalbi kırılandır. Ama yine de yaşamı sürdürme gücünü kendinde bulandır... Çocukları daha çok yesin diye ‘ben zaten toktum’ diyendir...

-Bir öpüş, bir sarılış, bir kucak açışla kırık, ya da yaralı bir yüreğin onarılacağını bilendir...

- Peki, bunun hiç mi eksiği ya da yanlışı yok?

- Hiç olmaz olur mu?

Var bir hatası:

“Ne kadar değerli olduğunu unutur...”

*

Yarından sonra korona sonrası yasaksız, hükümetin kontrolü kişilerin özgür iradelerine bıraktığı kurban bayramını idrak edeceğiz sevgili okurlarım. Umarım aşırı gevşemeyiz. Hepimizin bayramı kutlu olsun. Daha nicelerine sağlık ve mutlulukla... bayram nedeniyle bir süre birlikte olamayacağız. Tekrar buluşmak ümidiyle...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner6