SON DAKİKA

Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi
reklam
Muzaffer Narman

HAYATIMIZ  İNTERNET

HAYATIMIZ  İNTERNET
Bu haber 18 Mayıs 2019 - 10:21 'de eklendi ve kez görüntülendi.

1995 Yılında Uluslararası Kütüphaneciler (IFLA- International Federation of Library Associations and Institutions) toplantısı İstanbul’da yapılmıştı. Ege Üniversitesinden birçok kütüphaneci arkadaşla birlikte Fen Fakültesi Merkez Kütüphanesini temsilen ben de katılmıştım. Uluslararası bu toplantının, kütüphanecilik konusunda yeni teknolojik bilgilerin bizlerin bilgi ve görgüsünü artıracağı düşüncesiyle katılım heyecanındaydık. Toplantı büyük bir otelin birçok salonunda yürütülmekteydi. Konferansların 2. günü bir iki salonda yürütülen panelde ilginç konular bulamadığım için bir başka salona daha bakma gereğiyle, toplantı salonu daha büyükçe olan oturumun olduğu bir salona girdim. Salon büyük, 10-15 sıra sandalye sıralanmış ancak ilk üç sırada sayılı izleyici toplantıyı izlemekteydi. Masada iki kişi bilgi sunmaktaydı, arkalarındaki ekrana yansıtılmış WWW şeklinde bir ibare görünmekteydi. Oturumu izlemeye başladığımda önceleri pek de inandırıcı gelmeyen, kütüphaneciliğin hatta sosyal yaşamın yaşam biçimini değiştirebileceğinden söz edilmekteydi bu WWW’ dan. Günümüzde herkesin bildiği bu WWW (World Wide Web) dünyayı saran veya çevreleyen ağ anlamında çevrilebilir Türkçemize.

WWW in yani internetin dünyanın yaşam şeklini değiştireceğini ve bunun hayatımızı inanılmaz ölçüde kolaylaştıracağını anlatan sunucuya inanmaz ve küçümseyen tavırla içimden “atma kardeşim” diye düşündüğümü anımsıyorum. Öyle şeyler anlatılıyordu ki 1995 yılında rüyamızda görsek hayra yoramayacağımız şeylerdi anlattıkları. O dönemde internet bağlantısı sadece kurumsal birimlerde bulunmaktaydı. TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) verilerine baktığımızda 1998 yılında internet aboneliği sayısı 230 bin civarında bulunmakta. Konferans sunucusunun ne derece doğru öngörülerde bulunduğu ise bu gün yine TUİK verilerine göre 2017 yılında internet aboneliğinin 66 milyona ulaşılmış bulunduğu göstermektedir.

Konferans sunucusu internet aracılığıyla, faturalarımızı oturduğumuz yerden ödeyebileceğimizi, banka işlemlerimizi bankaya gitmeden gerçekleştireceğimizi, her tür alışverişimizi evimizden çıkmadan yapabileceğimizi, evimizde olmadığımızda evimizi bulunduğumuz bir yerden denetleyebileceğimizi, araştırmacıların kütüphaneler için şehir, şehir gezip zaman ve güç kaybı yaşamadan odasında aradığı kitaplara, makalelere ulaşabileceğini anlattıkça şaşkınlığım artmıştı. Şüphesiz bu anlatılanların olabilirliği o günkü bilgim ve teknolojinin pek de yeterli olmadığı inancımla beni pek de ikna etmemişti. Oysa sunucunun anlattığının daha fazlası ve anlatmadığı birçok şey bugün gerçekleşmiş bulunmaktadır. Gelişmiş internet teknolojisinin sunduğu yaşamı kolaylaştıran hizmetler her geçen gün de hızla artmaktadır. Ama bundan 20 yılı aşkın bir zaman önce bugün sizlere çok kolay gelen internet olanaklarının olabileceği söylenseydi söyleyenin aklından zoru olduğunu sizlerde düşünürdünüz sanırım.

1990 yıllarının başlarında üniversitemizin bilgisayar merkezi tarafından fakültemize bir PC (Personel Computer) bilgisayar gönderilmişti. Günümüz dizüstü veya renkli ekranlı, güçlü kasası olan bilgisayarlar gelmesin hemen aklınıza. Yatay kasalı, 3,5 inç disket sürücülü, siyah ekranlı internete bağlanmak için insanı rahatsız eden sinyali bekleten bir makineydi verilen. İçinde işe yarayacak hiçbir program olmadığından sadece Dıgdug isminde bir köstebek oyunu ilginç görünmüştü. Bilgisayarla personelin tanışması ve klavye marifetiyle bu oyunu çok sık oynamaları dikkat çeker olmuştu yönetim katında. Bunun üzerine bozulacağı endişesi ve gerekçesiyle dekan yardımcımızın talimatıyla bu bilgisayar boş bir odaya boş bir masanın üzerine yerleştirilmiş, odanın kapısı kilitlenmiş anahtarı dekan yardımcısının çekmecesine girmişti. Böylelikle fakültemizde bir yıla varacak mahkum hayatına başlamıştı zavallı bilgisayar.

Bilgisayarın dokunulmaktan korkulan, bozulacağından endişe edilen bir makine olarak görülmesi deneyimi yaşayan ben, kütüphaneciler toplantısında bahsedilen, internetin hayatı nasıl kolaylaştırıp nasıl değiştireceğine inandırmak kolay olmayacaktı elbet. Buna rağmen internet olgusu üzerine sunum yapan kişileri toplantı sonuna kadar ilgiyle dinlemiş ve izlemiştim çok da inanmadan. Bu gün internetin hayatımızda yaptığı değişikliği olumluluğu ve olumsuzlukları gördükçe o gün inanmadığım olguların günümüzde yaşanmakta olduğuna şahit oldukça utancım bir kat daha da artmaktadır.

Doğru ve iyi amaçlar için kullanıldığında internet hayatın vazgeçilmezi konumuna gelmiştir. Üstelik internete sadece bilgisayardan değil cep telefonları ve tabletler ile de bağlanıp işlem gerçekleştirmek olanağı olduğundan zaman ve efor kaybının önüne geçerek hayatımızı çok kolaylaştırmaktayız. Ancak bu iyi yanları yanında kötü amaçlarla da kullanılabilen internet tehlikeleriyle de hayatımıza müdahale edebilecek maddi veya manevi zararlar verebilecek düzeye erişmiş bulunmaktadır. Örneğin, bilgisayar oyunlarının çocuklarımız üzerinde ne derece psikolojik sorunlara sebep olduğu onları intihara sürüklediği son günlerde tartışılmaktadır. Bilgilerimizin fotoğraflarımızın kişisel hesaplarımızın kötü kişilerce internet marifetiyle çalındığı farklı amaçlar için kullanıldığına sıklıkla şahit olmaktayız. Bu sebeple giderek büyükçe bir çöplüğe dönüşme tehlikesindeki internet ortamına dikkatle yaklaşmalı her yazılanın ve her sergilenen fotoğrafın doğruluğunu sorgulamalı ve güvenliğimizi temel almalıyız bence.

 

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA