İnsanlık bir çıkış arıyor, bir kurtuluş özlemi çekiyor!. Ama Nasıl…?

2020 yılının ilk günlerinde söylenen;

19 Aralık 2019 yılında başlayan seçim sürecinin de tılsımlı cümlesi idi “ Hiç bir şey eskisi gibi olmayacak, olamayacak’’..!

O gün bu gün, Dünyanın ve ülkemizin üzerinden kara bulutlar bir türlü eksik olmadı gitti.

Depremler, savaşalar, sel baskınları, salgın hastalıklar!..

2020 yılı hiç bitmeyecek, bu sıkıntılarda son bulmayacak gibi.

Yaman gidişat insanlığı ve bizleri ziyadesiyle yordu, sanırım bir müddet yormaya devam edecekmiş gibi.

Ülkeler çaresiz, yönetenler çaresiz, insanlar çaresiz.

Sadece zaman kazanmak, süreci sağlıklı yönetebilmek için önerilen yaptırımlar, halkın ekonomik men bitmiş hali.

İş insanlarının, esnafın içler acısı durumu.

Toplumun tüm katmanlarını derinden etkileyen salgın süreci, iflaslara, aile birliğinin bozulmasına yüz tutmuş, aşılmaz eşiğe doğru hızlı bir biçimde seyretmekte.

Gevşetilen yaptırımlar,

Bir anda hastalık bulaş sayısını yeniden1500’ler sınırına getiriverdi.

Peki, ne olacak böyle?

Biz, bulaş durumunu nasıl atlatacağız?

Toplumsal olarak uygulamakta olduğumuz, kurallara rağmen hala vaka sayısının artması yolunda gitmeyen bir şeylerin habercisi niteliğinde.

Belki de, daha sıkı önlemlere başvurulması gerekiyor.

Sosyal mesafenin önemsenmediği, maske takma kuralının ihmal edildiği, bize bir şey olmaz mantığının hakim olduğu gidişat iyi bir gidişat olmadığını anlamadık gitti.

Bahsettiğimiz bu durum, toplumun ciddi kısmında hakim olması, hasta hane acillerine de yansıdığını ifade etmekte fayda görüyorum.

Öyle ki,

Cuma günü gittiğim araştırma hasta hanesi acili, sarı oda diye nitelendirilen hasta muayene odasında corona hastalarıyla normal hastaların bir arada muayene edilmesi,

Sağlık çalışanlarının durumu kanıksamış haldeki davranışları beni ziyadesiyle hayrete düşürmeye yetti de artı bile.

Tüm şehir hastalarının muayene edildiği sarı alana, coronalı hastaların kabul edilmesi,

Bulaş ortamının kendiliğinden oluşmasına sebep olmaktadır.

Azalan vakalara aldanıp, corona hastalarını normal hastalarla aynı alanda muayene etmek, olsa olsa tamda pratik sorun çözmeden başka bir şey değildir.

Salgın konusunda, devlet kurumları ve bizler ilk gün ki ciddiyetimizi kaybettik.

Acilen,

İlk gün ki bulaş ciddiyetine geri dönmeliyiz.

Bu denli gevşeme, korkarım ikinci salgın sürecini başlatacaktır.

Kimsenin, yazın sıcağının virüsü yok edeceği varsayımına aldanmaması gerekmektedir.

Yaşadığımız şu günler bunun çok net böyle olmadığının ispatıdır.

Aksi takdirde vaka sayımız sıfıra yakın olması gerekmekteydi.

Sayın Cumhurbaşkanımızın, bilim kurulunun önerilerini kendi ağzından milletimize hatırlatmasında ciddi fayda görmekteyiz.

Bunca yıldır, Sayın Cumhurbaşkanımızın her söylemi halkta oldukça etkili karşılık bulmaktadır.

Etkin salgın süreci boyunca,

Kahramanca çalışan sağlık personelleri, sahada hep önde olan polislerimiz, jandarmamız, Kızılay’ımız, AFAD’ımız, Spor İl Müdürlüklerimiz, Vefa Destek Guruplarımız, Belediyelerimiz, cenaze gasil, defin personellerimiz,

Fazlasıyla takdire şayan görev ifa ettiler.

Şimdi ise yeniden başa dönme riskiyle yüz yüzeyiz.

Bunca emek, harcanan para heba olmak durumunda kalabilir.

Türkiye Cumhuriyeti olarak, Dünyada örnek teşkil ettiğimiz süreci bir anda bitirebiliriz.

Biraz daha sabır, biraz daha sıkı önlem!..

İkinci dalganın şiddeti ne olacak?

İkinci dalganın ilkine göre ne şiddette seyredeceği ise kestirilemiyor.

Başta ABD ve Almanya'daki üst düzey sağlık yetkilileri olmak üzere bir kesim, yeni dalgada vaka sayısının daha da yüksek olabileceği uyarısında bulunuyor. Coronavirüs salgınının özellikle de sonbahar ve kış aylarında alışıldık grip dalgasıyla birlikte tırmanışa geçmesinden ve sağlık sistemini kilitlemesinden endişe ediliyor. Daha iyimser bir kesim ise bireysel davranışlardaki değişimin yeni vaka sayısını azaltabileceği görüşünde.

Çaresiz günlere yeniden dönmek istemiyorsak, biraz daha dişimizi sıkıp kurallara uymaya devam etmeliyiz.

Sorumsuz, şımarık, akılsız küçük bir kesim, kurallara uyan makul çoğunluğa, Türkiye’ye kast etmesine müsaade edilmemelidir.

Selam ve Dua İle

Ne Zaman İnsan Oluruz

’’ölümün hak, aptallığın kabul edilemez olduğunu anladığımızda’’

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner6