Hendek’te gerçekleşen patlamadan sonra Türkiye’nin gündemi havai fişek fabrikası oldu. Şimdi herkes ‘İhmal var mıydı, denetimler yapılmış mıydı?’ sorularını soruyor. Şöyle söyleyebilirim, fabrikanın geçmişine bakıldığı zaman 2009 yılından 2020 yılına kadar 6 tane patlama olmuş. 11 kişi yaşamını yitirmiş.

Belki bu patlamalarda yaşamını yitiren kişiler hayatlarının bu şekilde sona ereceklerine bilerek burada çalışıyorlardı. Bu gerçeği bilerek burada çalışmak ‘Açlıktan ölmemek’ daha ağır basmış ki, çalışmaya devam etmişler. 

Denetimler yeterli miydi, kimin hatası var ya da fabrika tekrar açılacak mı? Bunları bir kenara bırakıp gelelim havai fişek yapımında kullanılan maddelerin zararlarına. Havai fişek yapımını biraz araştırayım dedim ve insanların zaten yavaş yavaş öldüklerini gördüm.

Havai fişek yapımında fare zehrinde bulunan baryum kullanılıyor. Nitrat ve odun karışımı ile birlikte yaydığı tozların kansolejen etkisi bulunmakta.  Bu yayılan tozların etkisi maalesef yeterince bilinmiyor. Bu tozlar solunum yoluyla alınması durumunda astım hastalığına neden olabiliyor. Havai fişek patlamalarında oluşan yüksek ses ve basınç geçici işitme kaybına neden oluyor.

Oluşan göğü kaplayan ışık halesi görme problemlerine neden olabiliyor. Kimyasal içerikli bu tozlar insan sağlığına zarar veriyor. Bunun yanında, gürültü kirliliği, çevreye ve hatta orman yangınlarına kadar gidebilen sonuçlara da yol açabiliyor. Oluşan yoğun duman kuşların ölmesine neden olabiliyor. 

Yani havai fişek canlılara ve tüm ekosisteme zarar veriyor. 2003’te New York’ta yeni yıl kutlaması için yapılan havai fişek gösterisinde yaklaşık iki bin kuş panikten ve panik içinde birbiriyle çarpışmaları sonucu öldü.

Sonuç olarak havai fişek başta insan ölümlerine ve yaralanmalarına sebebiyet veriyor. Peki neden hala üretiliyor? 3 dakikalık görsellik için bunca insanın, hayvanın ve doğanın katledilmesine göz yumuluyor.

Benim naçizane bir fikrim var hızla gelişen dünyada eğlence sektörü de yerinde durmuyor ve hızla değişiyor. Artan talep ile birlikte daha çok insanın, hayvanın hayatı kararıyor. Bazılarının eylenmesi için gökyüzünün 3 dakika aydınlanması, bazılarının da karanlığı anlamına geliyor.

Gelelim bu patlamadan sonra eğer fabrika faaliyete geçerse ‘İnsanlar orada çalışacak mı?’ sorusuna. Tabii ki çalışacak, çünkü insanların çalışması ve ekmek parası kazanması gerekiyor. Dediğim gibi açlıktan ölmek yerine insanlar her gün ölümle göz göze çalışmayı tercih ediyor.

Bu olay bana babaannemin ben çocukken anlattığı bir hikayeyi hatırlattı. Eskiden bir padişah varmış ve halkına çok kötü davranırmış ve çok fazla vergi alırmış. İnsanların ektiği ürünleri hasat zamanı gelince askerlerini gönderip toplatırmış. Halkına yiyecek bir şey bırakmazmış. O ülkede yaşayan bir baba ve 5 tane çocuğu varmış. Çocuklar artık açlıktan tek tek ölmeye başlamış.

Bir gün baba kara kara düşünürken bir büyücü gelmiş ve babaya ‘eğer bana her dolunayda etinden bir parça verirsen çocuklarını ölmekten kurtarırım ’demiş. Baba da ne yapsın gözlerinin önünde çocuklarının açlıktan ölmesine razı olmak yerine her dolunayda gitmiş ve etinden bir parça vermiş, ama çocukları da açlıktan ölmekten kurtulmuş.

Bu şekilde uzun süre bu devam etmiş, ama artık adam yavaş yavaş tükeniyormuş. Adamın karısı ‘artık yapma bak sen tükeniyorsun yakında öleceksin korkum o.’ Adam da ‘Açlıktan ölmekten daha iyidir’ diyerek tamamen tükenene kadar etini büyücüye vermiş.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner6