HAYATIN TATLARI VE HAYATIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

“Balık Deyip Geçme” başlığıyla yayınlanan ve üç bölüm süren yazı dizimizi hazırlarken elime oldukça zengin bir kaynak geçti. O üç bölümde balığın pişirilme biçimleri, balığın besin değeri, balığın tazeliği konularını işlemiştim. Balığın hepimizi en çok ilgilendiren bu yanıydı. Balığın birde kültürü vardı. Dilimize yerleşmiş deyim ve sözleri de unutmak olmazdı. “Balık Deyince” adını verdiğim yeni yazı dizisine bu nedenle gerek gördüm.

Balık deyince önceki diziden ayrı olarak şunları eklememiz balığı daha çok tanımamıza yardımcı olacaktır. Balık omurgalı, suda yaşayan, solungaçla solunum yapan, yumurtadan üreyen hayvanların genel adı olduğu gibi, burçlarla bakılan falda, zodyak adı verilen cetvelde yer alan bir burcunda adıdır. İşimiz burçlarla olmadığı için konun o tarafını bu kadarla bırakalım.

Gelelim balığa.. Balığın fiziksel yapısı hakkında şu bilgiler var:

“Solungaçları ile solunum yapan, vücud ısıları çevreye bağlı olarak değişen, soğukkanlı, yürekleri çift gözlü, çoğunun vücudu pullu, genellikle yumurta ile üreyen, suda yaşayan omurgalı hayvanların genel adı. Bir kulakçık ve karıncıktan meydana gelen yüreklerinde daima kirli kan bulunur. Yürekten çıkan kirli kan solungaçlarda temizlendiğinden, vücutta temiz kan dolaşır. Ağızdan alınan su, solungaçlardan dışarı atılırken suda çözülmüş oksijen, osmozla kana verilir. Bu arada suda bulunan besinler ise yutulur. Köpek balıklarında su hem ağızdan hem de ilk solungaç yarığından alınır.”

Peki balıklar su içer mi? Alın size şaşırtıcı bir soru. Bakın cevabı nasıl?

“Tuzlu su balıkları su içtikleri halde, tatlı su balıkları su içmezler. Gerekli su ihtiyaçlarını solungaç zarlarından osmozla alırlar. Deniz balıkları içtikleri suyun tuzunu böbrekle değil, solungaçları ile ayırır. Balıklarda göğüs ve karın yüzgeçleri çift, sırt, kuyruk ve anal yüzgeçleri tektir. Tek yüzgeçler nadiren birden fazla olsalar da simetrik çiftler meydana getirmezler.”

Bütün canlıların anatomik yapısı bulunduğu ortama göre oluşur ve gelişir. Hepsinde ortak özellik oksijene duydukları ihtiyaçtır. Bitkisel canlılardan farklı olarak hayvan türünden canlılarda bir başka ortak özellik bedenlerinde dolaşan kandır. Hayvan türleri içinde suda yaşayanlarından olan balık üzerine söylenmiş sözlerde var; bu bize balığı önemsediğimizi gösteriyor.

Bir örnek verelim:

“Balık sudan, insan insanlıktan çıkınca ölür.”

Balık susuz nasıl yaşayamazsa, insan, insanlığı oluşturan doğruluk, dürüstlük, sevgi ve merhamet gibi erdemlerden uzaklaşırsa insanlıktan çıkar. Bu durumdaki bir insanın toplumca kabul görmesi mümkün olmadığı gibi kendi vicdanında bile mahkûm durumuna düşer. Erdemlerden mahrum insanın yaşaması çok zordur.

Bir örnek daha:

“Kaçan balık büyük olur.”

Fırsatları değerlendiremeyenlere uygun bir deyim. Sözlerini allayıp pullamaya meraklı olanların kaçan fırsatları abartmaları kadar doğal ne vardır ki?

Balığa söylenmiş sözlerden balığın kendisine tekrar dönelim.

“Uçan balıklar çok gelişmiş olan göğüs yüzgeçlerini açarak bir-iki dakika su üstünde uçabilirler. Yaşadığı yerlerde su kuruduğu zaman balçığa gömülüp akciğer solunumu yapabilen, sürünerek gölden göle geçebilen, kısa bir süre havada uçabilen türleri vardır.

Balıklar kemiksi, kaygan ve antiseptiktir. Antiseptik mukus salgısı, üzerine yapışan bakteri ve sporları yok eder.”

DEVAM EDECEK

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner6