banner10

   Çocukluğumdan beridir, Sonbahar mevsimi hep benim mevsimim olmuştur. Dökülen yapraklarıyla, sararan ağaçlarıyla benim dilimin tercümanı olmuştur. Ne zaman ki kapılsam melankolik rüzgara, işte o zaman Sonbahar hep eşlik eder bana.

   Hüznümü bölüştüğüm, ayrılık mevsimim bu yıl yeni bir sayfa açtı önümde. Hem de nasıl güzel, bembeyaz sayfa. İlkokula zorla, ite kaka götürüldüğüm sabahlar, yarından itibaren sabırsızlıkla, koşa koşa gideceğimi söyleseler kulak arkası yapardım herhalde. Üçüncü sınıfa gidiyorum. Son dönemde sınıfımızda ‘Ayşe ‘isminde kız geldi. Kapıdan içeri girmesiyle, cama vuran gün ışığı onun o masmavi deniz gözleriyle buluşturdu beni. Eğer yıllar sonra neler olacağını bilseydim atmazdım kendimi suyun derinliğine.

   Birlikte neredeyse her gün parka gidiyorduk, salıncağa binip bisikletle geziyorduk. Sonra o bana annesinin yaptığı zeytinli poğaçalardan getiriyordu Birlikte yiyiyorduk. Zaman geçip yaş almaya başlayınca konuşacak daha çok şey buluyor, birbirimizin hep yanında oluyorduk.

   Çocukken her şey kolay ve anlamsız gelirmiş meğer insana. Herkese yetebileceğini sanırmış. Her yardımı olana koşacağına, her elini uzatana tutacağını zannedermiş. Bisiklet öğrenmeye öğrenmeye çalıştığım o senelerde virajı alamamış çok kötü düşmüş, dizlerim yaralanmıştı. Canım yandığında ağzımdan çıkan ilk cümle ‘Anne’  olmuştu. Zaten sadece benim değil, bütün çocukların canları yandığında, ağladıklarında ve hatta annesinden dayak yediğinde bile hep ‘Anne’ demişlerdir. Çünkü yaralandığımızda annemizin o yarayı öpüp bizi kucaklaması her ilaçtan çok daha iyi gelmiştir bize.

   Yaş aldıkça yaralarımızın artacağı, acılarımızın çoğalacağını bilseydim yine de büyümek ister miydim acaba?

   On sekizinci yaşı bütün çocuklar sabırsızlıkla bekliyorlardır. Çünkü artık büyüdüğünün göstergesi, tek başına hayatla baş başa kalmanın ilk adımıdır. Pastanın üstünde on sekiz tane mum olmasa da tuttum dileğimi. Ayşe’mle aynı şehirlerde üniversite kazanamamıştık. İlk başlarda ikimizde bu duruma üzülüyorduk ama sonra Ayşe, farklı şehirlerin bizi ayıramayacağını, insan sevdiğini yüreğinde taşıdığını, ölümün bile insanları ayıramayacağını söyledi bana. İkna olmuştum. Veda günü gelmişti. Benim okulum daha ön tarihlerde olduğundan beni uğurlamaya geldi. Göz altlarının çöktüğünü fark etmiştim. Lakin ona belli etmedim, uyumamıştır dedim içimden. Zaten başka ne olabilirdi ki? İnsan başına gelene kadar kötü yazgıyı göremez. Bilse belki çare bulur ama göremez işte...

   Yusuf’um dedi bana ve baktı gözlerimin içine. Gözler aslında ne çok şey söyler de biz anlamayız çoğu zaman. Kalbin yansıttığını gözlerde göremeyiz. Öyle derinden, sevgiyle, sonsuzluğuyla sarıldı ki bana, dilim tutuldu, kelimelerim uçtu sanki bir şey diyemedim. Gözlerimle buluşturdum maviliğini. Ve onun en sevdiği gülü verdim eline. Otobüse binecekken ‘Yusuf’! Diye seslendi. Seni özlediğimde elimi hep kalbime koyacağım. Sen de beni özlediğinde gökyüzüne bak...

   Anlamış mıydım? Sezmiş miydim, çaresizliğini, yıkılmışlığını, yakarışlarını, umudunu hissetmiş miydim? Bir şey diyemedim. Sadece ‘Seni çok seviyorum Ayşe’m’ diyebildim.

   Kaç Sonbahar geçti, sayamadım. Dile bile zor gelirken otuz beş sene sensiz geçti. Her gün gökyüzüne bakarak özlemimi yutkundum ben. Düğüm attım ağzıma ,gözyaşlarıma zincir vurdum ağlamamak için.

   Şimdi yaklaşıyorum mezarının başına, evet geldim. Şuraya çöküvereyim. İyice misin? Nasıl geçti yılların? Özlemin ne durumda? Beni sorarsan, yıllar çok şey aldı benden. Seni aldı, gençliğimi sonra.. Bir gökyüzü kaldı birde senin kokunla dolu bu şehir. Ayşe’m, yaşlandım ben. Bir görsen saçlarım beyazladı, kırıştı alnım.. Çok yıprandı ruhum. Çok geç öğrendim hastalığını, kansermiş. Çok mücadele vermişsin deniz gözlüm. Çok acı çekmişsin. Gelemedim, yapamadım, dayanamazdım öyle görmeye seni. Hem benim bildiğimi de bilmiyordun sen. Ama şimdi buradayım. Geldim çocukluğum, ilk aşkım, gençliğim.

   Bak sana en sevdiğin güllerden de getirdim. Ayşe’m, senelerin hasreti gözlerime acı doldurdu. Geldim, artık hiç ayrılmayacağız. Ben geldim de sen neredesin?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner6