SON DAKİKA

Adapazarı Akşam Haberleri Gazetesi
reklam
Necati Mert

Bu haber 09 Haziran 2019 - 11:47 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Öff be Kezban öf!

 

Sabaha çıkamayacak olsam, bu iki fincanı gören herkes: eş dost, tanıdık, şirketten arkadaşlar, hatta kutsal ailemizin gecikmişleri: yetmişlerini gören amcam, halam; altmışını henüz geçmiş teyzem; yeğenlerim, oh! oh! kahveler içilmiş, keyifler edilmiş demezler mi arkamdan? Derler. Kim bilir kiminleydi karşılıklı, da derler. Ben olsam ben de derim. Sen hem babanın bahçeli evini bırak, bir vakitlerin yaz yağmurlarında bile göle, gölete dönüşen bu batağına gel, gazbeton dedikleri bloklar arasına kendini sığıştır; hem de kiminle olduğun merak edilecek diye üzül, kahrol! Söyletme, meraklandırma o zaman!  Ne işin var şehir dışında? Bloklar hafifmiş, deprem için güvenli imiş, yanmazmış da. Sen öyle san! Hadi hadi söyle sen şimdi: Kiminleydin?

Yıkamalıyım! Öyle ortada telveli telveli bırakılır mı fincan!

Abajura uzandı, miktarınca aydınlandı oda. Onlarca, belki yüzlerce minik minik menekşeli yorganından edebiyle çıktı –kırkına varmışa heyecan yaramaz- Allah gecinden versin, heyecan yapmadan oturdu, bacaklarını aralamadan bastı; bastığı, bir başkasının ayağında sakil bulunacak pembe ponponlu, çarşı işi bir çift terlikti; nasıl yanaşık bırakılmışsa yine o nizam içre nöbetteydi. Giydi. Kalktı. Tek kişilik karyolası pencereye karşıydı. Soluna döndü, gerektiğinden bol tutulmuş ipekli gibi, pamuklu gibi bir kumaş, içerisini perdelemekteydi, bunu gördü. Ponponlarıyla aynı renkte geceliğini hafifçe bile sıyrılmadığı halde –ne olur, ne olmaz- derleyip topladı. Yastığı hiç baş konulmamış; yatağı yorganı hiç yatılmamış gibiydi. Ne çekmeceler, kapaklar açık kalmış, ne de şifonyerin, makyaj masasının üzerinde bir şey bırakılmıştı. Ayna bile lekesizdi. Hiç mi krem artığı, ruj lekesi, fondöten izi kalmaz; pudra kutusundan aynaya olsun hiç mi gül pembesi üç beş toz düşme düşmez?

Eh Kezban, eh! İyisin, hoşsun da, her akşam seni karşılamak da, iyi olsaydı, hoş olsaydı ya!  Emekli aylığım var sadece. Dikkatli olmalı, kendimi korumalıyım. Belki her öğün makarna yiyorum. Elektriği idareli kullanıyorum. Neden bunları göresin! Dizi izleyeceğim belki. Sen varken, nasıl uzanıp yatıvereyim divana sere serpe şairin sevgilisi gibi. Öff be Kezban! Öf!

Fincanlar, salondaydı. Evin en dipteki odasından gelen ışık, koridorun, mutfağın hele ki salonun gecesini ancak ev sahibesinin göreceği kadar alaca etmişti.  Gitti, yemek masasında bir başına kalmış, üçüncü fincanı asla kabul etmez tepsiyi el işi göz nuru dantel örtüsüyle aldı; sonra da, televizyonu görmez köşede, fiskos sehpası üzerinde uslu uslu duran iki fincana geldi. Birlikte mutfağa geçtiler. Tepsiyi kaldırdı. Fincanın bir tekini bol su altında gacur gucur ettire ettire yıkadı, tabağını suya tuttu, iyice kurulayıp fincanı ters çevirdi, öyle rafa koydu. İkincisine eli yavaş gitti. Durdu. Düşündü. Karasız kaldı. Aldı bıraktı, aldı bıraktı.

Öf Kezban! Öf Kezban! Nasıl zorda bırakıyorsun beni. Her akşam böyle: Fincanın tekini yıkıyor, kuruluyorum, ötekine elim gitmiyor. Bilinmeni istemiyorum.

Kezban, kırsalın bir kadını. Babası bildiği balta, benim dölüm değilsin, git anana sor babanı, diyormuş. Yal-lann! Hıdırellez’de, âzımı peşkirilen doldurdu kefere, gözümü, yüzümü kapattı, sırtına vurdu beni, götürdü kabristana …. pi … boşalttı. Bunları diyen de anası. Balta, yalanlamıyor: Doğru, kabristana götürdüm; ama senin anan, seni nerden kaptıysa kapmış, üstünü görmeyince talaşlanıp anasının verdiği akılla bana kombinezon kurmuş; Hıdırellez kalabalığından karı kaldırmak kolay mı, âzına havlu mu bağlamışım, neden bağırmamış? Hâliyle Kezban da soruyor: Hıdırellez doğruysa gücük ayın; anamın kül yutturduğu doğruysa kanuni sadinin ortalarında gelmiş olmam diyil mi? İkisi de diyorlar bana ki sen eski takvimin ikinci teşrini sonlarında doğup geldin Yani ki Ocak sonunda. E, ne zaman yapıştım anamın duvarına? Zemheride mi? Böyle hikâyeler. Dili kabaydı, bozuktu, ama yaşadığı acıların zehrini, böyle kâh gevrek kâh da şuh kahkahalarla akıtabiliyor; dinleyene mizah gelen hayatını galiba kendisi için de mizah kılıyordu.

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA